SOSYAL VE KÜLTÜREL HAYAT
SOSYAL YAÅžAM
Aile, sosyal hayatın en temel kurumu olup genellikle anne baba ve çocuklardan oluÅŸan çekirdek aile tipindedir. Özellikle kırsal kesimde varsa büyükbaba ve büyükanne de diÄŸer aile fertleriyle birlikte yaÅŸar. Ailelerde çocuk sayısı genellikle yüksektir. Orta büyüklükteki bir ailede ortalama çocuk sayısı 6-7 tanedir. Ancak bu sayı hayat pahalılığı ve aile plânlaması gittikçe benimsenmesi ile düÅŸmeye baÅŸlamıştır. Erkek ailenin reisidir. EÄŸer büyükanne ve büyükbaba ile yaÅŸanıyorsa karar verilirken onların tavsiyeleri mutlaka dikkate alınır. Kadınlar ailenin en çok çalışan bireyleridir.
Yöre halkı arasında karşılıklı yardımlaÅŸma önemli bir gelenek olarak uzun yıllar varlığını korudu. Ancak deÄŸiÅŸen deÄŸer yargıları ve ekonomik ÅŸartlar nedeniyle bu gelenek ortadan kalkmak üzeredir. Bu geleneÄŸin önemli bir halkasını oluÅŸturan imece kısmı ise kısmen de olsa devam etmektedir. İmeceler en çok tarımsal çalışmalarda (yolma, çapa, tırpan ve orakla ekin biçme)yapılır. Önceleri el deÄŸirmeninde bulgur çekme, soku dövme, yün atma, yufka ekmeÄŸi piÅŸirme, tarhana serme gibi iÅŸler de imece ile yapılır, peÅŸinden de yöresel eÄŸlenceler tertip edilirdi. Oyun ve eÄŸlenceler bittiÄŸinde sofralar kurulur, topluca yemek yenilirdi. Bu sofralarda en çok mantı, bulgur pilavı, patates ve nohut yahnisi, hoÅŸaf, baklava ve börek çeÅŸitleri bulunurdu. Çerez olarak leblebi, kuru üzüm, yer fıstığı ve akide ÅŸekeri yendiÄŸi görülürdü.
EV TİPLERİ
Evlerin mimarisi yöre insanının yaÅŸam biçimi ve bölgede bulunan yapı malzemeleriyle yakından ilgilidir. İlçe ve köylerinde evlerin %40'ı yığma ve kesme taÅŸ bina olup,ters tavanlı ve üzeri toprakla örtülüdür. %35'i yığma taÅŸ ve üzeri betonarme, %25'i ise betonarmedir. Evler genellikle iki katlıdır. Özellikle köylerde birinci kat ahır olarak kullanılmaktadır. Üst katta ise çoÄŸunlukla "evlik" denilen ve günlük kullanılan, yemeklerin piÅŸirildiÄŸi ve yendiÄŸi geniÅŸçe bir oda, misafirler için özel olarak hazırlanmış bir oda, bir kiler, örtme, sufa gibi adlar verilen koridorumsu bir salon vardır. Evler ailenin her türlü ihtiyacını bir arada karşılayacak biçimde düÅŸünülmüÅŸtür. Ancak kültürel ve ekonomik deÄŸiÅŸme paralel olarak artık yöre kültür ve yaÅŸantısını yansıtmayan binalar inÅŸa edilmektedir. Bahçe ve avlular aile mahremiyetinin korunması düÅŸüncesiyle yüksek taÅŸ duvarlarla çevrilidir.
GİYİM
Günümüzde kadın ve erkek kıyafetleri eski niteliklerini önemli ölçüde kaybetmiÅŸlerdir. Erkekler artık hiçbir yöresel özellik arz etmeyen ve ülkenin her tarafında görebileceÄŸimiz kıyafetleri benimsemiÅŸler ve günlük hayatta kullanmaya baÅŸlamışlardır.
Kadın kıyafetlerine gelince;
BaÅŸörtüsü; Kadınların başı her zaman örtülüdür. Genellikle sade ve çiçek desenli örtüler kullanırlar. Bu örtünün kenarları ise çeÅŸit çeÅŸit oyalarla süslenir. Yörede baÅŸörtüsü yaÄŸlık, yapık, yazma, bürgü ve dolak gibi adlarla adlandırılır.YaÅŸlı kadınlar evin dışına çıkarken baÅŸörtüsünün üzerine ayrıca atkı alırlar. BaÅŸörtüsünün baÄŸlanış tarzı baÄŸlayanın evli veya bekar oluÅŸuna göre deÄŸiÅŸir. Renk ve desenlerde yaÅŸ düzeyine göre deÄŸiÅŸir.
Fistan (Entari); Oldukça bol ve uzun olarak dikilir. Sadece belden aÅŸağı olanlara "baÄŸlama" veya "belleme" denilir. Fistan kışın pazen, yazın basma (çit), kauçuk gibi özellikle koyu renkli, aynı zamanda geometrik ve çiçek desenli kumaÅŸlardan dikilir. DüÄŸün, bayram, misafirlik ve diÄŸer törenler için daha ağır renk ve desenler seçilir. (kuntu, kadife, v.s.)
Åžalvar (Åžayak); Daha çok geometrik desenli ve fistan için kullanılan kumaÅŸlardan dikilir. Åžayak genellikle fistan yerine giyilir. Günlük iÅŸ hayatındaki pratikliÄŸi ve dayanıklılığı bakımından tercih edilir.
KuÅŸak; Daha çok kırmızı-siyah karışımı ip ve ipliklerden dokunarak yapılan kuÅŸaklar piyasadan hazır olarak temin edilir. Bu kuÅŸakları özellikle yaÅŸlı kadınlar baÄŸlar. Kültürel ve ekonomik deÄŸiÅŸime paralel olarak baÅŸlık, çeki, özel hazırlanmış motifli çoraplar, aksesuarlı yelek veya iÅŸlik denilen gömlekler artık terk edilmiÅŸ durumdadır.
EVLENMELER
Tomarza'da tek evlilik yaygındır. Ancak çocuk edinme ve baÅŸka bazı deÄŸerlerden dolayı az sayıda çok evliliÄŸi de rastlanır. Evlenme yaşı genelde 20 ve daha yukarısıdır. Eskiden evlenmeler dini nikah ile yapılırken artık resmi nikah da mutlaka yapılmaktadır. "Süt bedeli", "kalın" adı altında alınan baÅŸlık parası tamamen terkedilmiÅŸtir. Çeyizin mutfak eÅŸyası, sergi ve aksesuarlarından oluÅŸan örgü "dantel v.s." gibi kısımları kız evi tarafından, beyaz eÅŸya, mobilya ve diÄŸer eÅŸyaları erkek evi tarafından temin edilmektedir.
Evlenme Usulleri; Yörede genellikle görücü usulüyle ve dünür vasıtasıyla kız isteme yoluyla evlenme yapılır. Kız kaçırma olayları çok nadirdir.
Kız İsteme (Dünür-DüÄŸür Gitme); Erkek tarafı adayını belirledikten sonra erkeÄŸin anası bir komÅŸu kadın veya akrabasının birinin hanımı vasıtasıyla kız anası ve kızın "aÄŸzını arar" böylece dünürcünün nasıl karşılanacağı öÄŸrenilir. Buna göre hatırı sayılır bir komÅŸu veya yöre etrafından biri görüÅŸ almak üzere kız evine gönderilir. Yöre geleneÄŸine göre misafir güler yüzle karşılanır ve ağırlanır. Gönderilen temsilci münasip bir dille söze girerek "Filanlar size hısım olmak isterler" diyerek konuyu duyurur. EÄŸer kız tarafı konuya olumlu bakıyorsa "Allah yazdıysa biz ne diyelim" derler. Ancak olumsuz bakıyorlarsa, bu da dolaylı ifadelerle dünürcüye söylenir. Alınan haber olumlu ise erkek tarafı, kabilenin ve mahallenin hatırı sayılır büyükleri ile önceden haber vererek tespit edilen günde kız evine giderler. Aralarında iyi konuÅŸabilen ve töreleri iyi bilen birini sözcü olarak seçerler. Bir süre sohbetten sonra, "gelene ne diye geldin diye denmez, Allah'ın emri Peygamberin kavli ile oÄŸlumuz falan oÄŸlu falana kızınızı istemeye geldik" derler. Buna "düÄŸür (dünür) düÅŸme" denir. Kız tarafı müsaide ister ve yakın akrabaları ile olayı istiÅŸare eder ve "siz ne buyuruyorsunuz?" diyerek görüÅŸlerini alır. Onlarda genellikle kız sahiplerinin görüÅŸlerine uyarak hayırlı olmasını dilerler. Bu geliÅŸmeden sonra münasip bir zamanda erkek evinden gelen dünürcüler ile kız evinin çağırdığı temsilciler kız evinde toplanır. Bir süre sohbetten sonra erkek evinin sözcüsü yukarıdaki gibi dünür düÅŸer. Kız evin sözcüsü "Allah yazdıysa ne diyelim, emmiler, dayılar münasip gördüler bende Allah rızası için verdim gitti." der. Bunun üzerine orada kuran okunur ve dua edilir. Hazır bulunanlara lokum, helva gibi tatlılar ikram edilir.Buna "tatlıcalık", "ağız tatlılığı" denilir.
Beklik (kahve içme); genellikle yakın akraba ve komÅŸularla belirlenen günde kız evine toplanılır. Gelin kıza, erkek evince alınan yüzük, küpe, elbise ve eÅŸarp gibi takı ve giyecekler hediye edilir. Kadınlar kendi aralarında oynar ve eÄŸlenir. Bundan sonra kız ve erkek niÅŸanlanmış sayılır.
NiÅŸan ve Åžerbet; BekliÄŸe göre daha geniÅŸ kapsamlıdır. Törene çağırılan akraba ve komÅŸular gelin kıza giyecek ve takılar hediye ederler. Erkek evince yemek, pasta ve meÅŸrubat ikram edilir. Çerezler yenilir. kadınlar aralarında oynar ve eÄŸlenirler. Gelin adayı kendisine hediye edilen giyecek ve takıları özenle saklar ve niÅŸanlılığı süresince katıldığı düÄŸün ve törenlerde bunları mutlaka giyer ve takar. Åžimdilerde ise genelde düÄŸün ve niÅŸan bir arada yapılmaktadır.
DüÄŸün; DüÄŸünler genelde sonbahar ve ilkbahar aylarında yapılır. DüÄŸün günü 15-20 gün öncesinden ortaklaÅŸa kararlaÅŸtırılır. Buna "düÄŸün kesme" denir. Bundan sonra erkek evi tarafından dağıtılacak düÄŸün yolu alınır. Davet edilecekleri yakınlık derecesine ve itibarına göre kahve, kına, havlu, yazma, elbiselik kumaÅŸ gibi "okuntu" da denilen davetiyeler dağıtılır. Önceleri "pusula" yolu ile davet edilenlere artık bastırılan davetiyeler gönderilmektedir.
Düzen (Kayıt Görme); DüÄŸün öncesi eksik kalan çeyiz eÅŸyalarının, gelin kızın düÄŸünde giyeceklerinin alınması için erkek ve kızın en yakınları birlikte çarşıya çıkarlar. Gelin kız da yanlarında bulunur. İstekler genellikle kız evinden gelir Erkek evi itirazsız kabullenir. Düzen için gelenlere ve yakın akrabalara giyeceklerden oluÅŸan hediyeler alınır.
Bayrak Kaldırma; DüÄŸünün baÅŸlama iÅŸareti ve düÄŸün evinin belirlenmesi açısından hazırlanan özel bir direÄŸe bayrak asılır ve düÄŸün evine dikilir.Eskiden gelin indirme gününü kutsal sayılan cuma akÅŸamına rastlatmak için ikinci derecede kutsal sayılan pazartesi günü öÄŸle namazından sonra davet edilen akraba ve komÅŸular düÄŸün evi önünde toplanır, köy veya mahalle cami imanının yapacağı duadan sonra yukarıda belirtildiÄŸi ÅŸekilde bayrak dikilirdi. Åžimdi ise düÄŸün, tatil günlerinde yapılması için cuma namazından sonra dualarla bayrak kaldırılmasıyla baÅŸlanmakta ve pazar günü sona ermektedir. DüÄŸünlerde davul-zurna, orkestra, klarnet-cümbüÅŸ, def ve darbuka çalınır. Türkülü halaylar, toplu ve ikiÅŸerli oyunlar oynanır, yaÅŸlılar kendilerine ayrılan odalarda düÄŸün muhabbeti yaparlar.
Günümüzde unutulmaya yüz tutan ancak düÄŸünlere canlılık kazandıran seyirlik oyunlarımızdan bazıları ÅŸunlardır;
Zumbak Oyunu; Odada oturanlar tarafından oynanır. Kız evinden gelen iki erkek odanın kapısına durur. Oda doludur. Herhangi birisi ortasına çaÄŸrılır. Kız evinden gelen kiÅŸiler çaÄŸrılan bu kimseye uygun bir ceza verir. Bu cezalar genellikle türkü söyletme, taklit yaptırma ve fıkra anlattırma ÅŸeklinde olur. EÄŸer o kiÅŸi istenileni yapmazsa yastıkla dövülür. Bu yastığın içine daha çok vermesi için taÅŸ vs. konulur.
Yüksük Oyunu; DüÄŸünler üç gün sürer ve yüksük oyunu bu üç gün boyunca akÅŸamları oynanır. Oyunda yine iki taraf vardır. Yüksük, oyun içinde kullanılan altı fincandan birinin içine konur ve tüm fincanlar ters çevrilir. Karşı taraftan yüksüÄŸü bulmaları istenir. YüksüÄŸü bulan kiÅŸi kendi tarafına bir puan kazandırmış olur. Kazanamayan tarafa ise çeÅŸitli cezalar verilir. Cezayı vermek üzere, kazanan taraftan bir baÅŸkan seçilir. Verilen cezalar çoÄŸu zaman zor ve yerine getirilmesi imkansızdır. Bu cezalardan bazıları; kalburla su taşıma, tavana asılan soÄŸanı elleri baÄŸlı olarak ağızla alınması, kış mevsiminde nar ve yaz mevsiminde kar bulunması... gibi.
Yumruk Oyunu; Bu oyun gündüz veya gece oynanabilir. Davul eÅŸliÄŸinde, özel yumruk havası çalınarak oynanır. Aynen cirit oyununda olduÄŸu gibi oyuncuları seçilir ve iki taraflı dizilirler. Evvela bir taraftan birisi oynayarak orta yere kadar gelir, sırtını döner. Karşı taraftan yine oynayarak gelen bir oyuncu ona hızlı bir ÅŸekilde vurur. YumruÄŸu yiyen kendi tarafına gider. Bu defa yumruÄŸu vuran onun yerine durur. Oyun bu ÅŸekilde devam eder. YumruÄŸu sırta vurmak gerekir. BaÅŸka bir yere vurmak yasaktır. Bu oyun bazen de omuzdan sıyırma ÅŸekliyle kola vurularak oynanır. Köylerde genelde aileler arasında husumet bulunduÄŸundan bu oyun çoÄŸu zaman öç alma ÅŸekline dönüÅŸür. Zaman zaman da kavga çıkar. Figürleri ve çalgılarıyla izleyicilere heyecan veren bu oyun zamanla terkedilmiÅŸtir.
Sin Sin Oyunu; Bu oyun gece karanlığında oynanır. Bunun için uygun bir meydana ateÅŸ yakılır. Bu oyunda davul zurna ile özel sin sin havası eÅŸliÄŸinde oynanır. Oyuncular teker teker ateÅŸin etrafında el ve ayak hareketleri ile durmadan dönerler. AteÅŸin başında oynayan kiÅŸi, topluluktan biri çıktığı zaman alanı terk eder. Bu iÅŸte atik davranmazsa sonraki oyuncu sırtına yumrukla vurarak çıkmasını saÄŸlar. Oyun bu ÅŸekilde ateÅŸ bitinceye kadar devam eder.
Cirit Oyunu; Bu oyun gündüz geniÅŸ meydanda oynanır. Oyun için çevrede iyi cirit oynayan kimseler özel olarak davet edilir. Oyuncular atlarına binerler ve özel olarak hazırladıkları ciritlerini ellerine alırlar. Bunlar 30-40 kiÅŸi olur, sayıya göre iki eÅŸit gruba ayılırlar. Aralarındaki mesafe ne kadar uzun olursa oyun o kadar heyecanlı olur. Gruplardan birinin bir oyuncusu meydanın ortasına gelerek karşı taraftan birinin ismini söyler ve deÄŸneÄŸi ona doÄŸru fırlatır. Oyun bu suretle baÅŸlamış olur. Ondan sonra çağırdığı kiÅŸi kendini kovalar. Oyunda esas, öndekine yetiÅŸip onu ciritle vurmaktır. Oyun bu ÅŸekilde sürüp gitmektedir. Seyirciler atılan deÄŸnekleri toplayarak sahiplerine verirler ve oyunun heyecanına katılmış olurlar. EÄŸer atılan deÄŸnek ata deÄŸer ve at ölürse düÄŸün sahibi atın bedelini öder. Oyunda çok yakından ve atmadan vurmak yasaktır. Oyun esnasında atlar ve oyuncular çok çeÅŸitli gösteriler sunarlar. (Kaşı oyuncunun attığı ciridi havada havada yakalamak, atın karnının altına gizlenmek, ek üzengi üzerinde dikilmek gibi)
Kına Gecesi (Kına Yakma); Gelin almadan bir önceki gecedir. O gün düÄŸünün en hareketli günüdür. Birkaç aklı yeter, eli iÅŸ becerir kadın töreleri iyi bilen söz sahibi iki erkek hizmet görebilecek birkaç genç, kız evinde topluca kına sinisi ile gönderilir. Misafirler kız evinin ileri gelenleri ve gençleri tarafından karşılanır. Gençler kınacı gelenlerden "girzop" yolu isterler. OÄŸlan evi sözcüsü talebi olgunla karşılayarak "canınız saÄŸ olsun, alacağınız bir koç olsun. Yolumuzu ile yoldayız" diyerek uygun bir hediye ile iÅŸi tatlıya baÄŸlar. Verilen hediyeler gelenlerle birlikte yenilir ve eÄŸlenilir. Erkekler böyle yaparken kadınlarda ayrı bir odada bir süre eÄŸlenir ve kına hazırlığı yaparlar. Hazırlık bittikten sonra kız büyüklerinden izin alınarak arkadaÅŸları ve kına yakmayı bilen biri tarafından kına yakılır. DeyiÅŸ bilen ve sesi güzel olanlar tarafından aÅŸağıdaki sözler söylenerek gelin övülür.
Kız anası kız anası
Hani bunun öz anası
İşte geldim gidiyorum
Elinde mumlar yanası
"Salli Ala Muhammed
Peygambere Salavat"
Atladım indim eşiği
Sofrada kaldı kaşığı
İşte geldim gidiyorum
Büyük evin yakışığı
"Salli Ala Muhammed
Peygambere Salavat"
Babam ekinin bitti mi
Gardaş ekmeğin arttı mı
İşte geldim gidiyorum
El kızı keyfin yetti mi
"Salli Ala Muhammed
Peygambere Salavat"
Bu ÅŸekilde kız evi, erkek evi ve kızın durumuna göre gelin övme sürer gider.Her nakarattan sonra duvak veya yerine kullanılacak eÅŸarp arkadaÅŸlarınca gelinin başı üzerinde dolandırılır, en son nakaratta sembolik olarak yüzü bu duvakla örtülür. Kına günü gündüz ise gelinin çeyizi serilir, davetliler tarafından ziyaret edilir. Ayrıca gelin kız bir arkadaşı tarafından davet edilerek diÄŸer arkadaÅŸları ile birlikte hazırlıklarını tamamlar. Burada gelin kız adına yemek verilir. Bu olaya "gelin başı yıkama" denir.
Gelin Alma; Gelin alma günü kuÅŸluk vakti yengeler ve seÄŸmenler erkek evinde toplanır. Gelin alayı uygun araçlarla yola çıkar (önceleri at ve at arabası ile gidilirdi.). Töreleri bilen bir kiÅŸi bayraktar olarak seçilir. DüÄŸün alayını kız evi bayrakla karşılar. Kız evince yönetilen bayrak sorusundan sonra bayraktarlar bayrak deÄŸiÅŸirler. Erkek evi bayrak sorusuna doÄŸru cevap veremezse bayraktar kız evine bahÅŸiÅŸ öder. Kız evi bayraktarının sorduÄŸu sorulardan bazıları;
- Nerden gelip nereye gidiyorsunuz?
-Hazırlardan geldik, hazırlara gidiyoruz.
-Hazırlar kim, hazırlar kim?
-Hazırlar sizsiniz, hazırları da ne siz bilirsiniz ne de biz.
Bundan sonra bayraktar sorulara geçer;
-Bu bayrağın ağacı neden yapıldı?
-Kuraklı bir kaÄŸnıda kaç delik bulunur? gibi sorular sorar.
Bundan sonra yengeler ve seÄŸmenler gelin hazırlanıncaya kadar kız evince uygun ÅŸekilde ağırlanırlar. Hazırlıklar bittikten sonra gelin almak için müsaide istenir. Gelini evinden varsa kardeÅŸi, yoksa bir yakını çıkarır. Gelinin beline "kardeÅŸ kuÅŸağı" denilen kırmızı bir kuÅŸak baÄŸlanır. Büyüklerin eli öptürülür.Gelin çıkarken erkek yakınlarından sandık yolu, kapı yolu gibi bahÅŸiÅŸler istenir.
Gelin, gelin aracına bindirilir ve araçlar hareket ettikten sonra arkasından ya bir tas su veya bir testi yere çalınarak kırılır. Bunun anlamı artık gelinin bu evde hiçbir ÅŸeye ümit baÄŸlamamasıdır.
SeÄŸmenlerce gelin alınır, eve getirilmeden önce mezarlık ziyaret edilir. Topluca dualar edilir. Gelin kapıya getirilip indirilmeden önce kayınbabası ve kaynanasına geline ne verileceÄŸi sorulur. Onlarda gelin alayının huzurunda varlıklarına göre tarla, ev, koyun, inek ... gibi hediyeler verirler. Gelin indikten sonra kendisi için hazırlanan uygun bir yerde dinlendirilir. Bu arada yengeler gelinin huzurunda türküler ve maniler söyleyerek halay çekerler. Buna "gelin övme" denir. Gelin aÅŸağıdaki gibi övülür.
Ocakta mazı
Korlandır közü
Kaynanan cazı gelinim
Sen sefa geldin.
Irafta kepek
Ağzında kapak
Görümcen köpek gelinim
Sen sefa geldin.
Ocakta maÅŸa
Kaldır vur taşa
Nişanlın paşa gelinim
Sen sefa geldin.
Güveyi Başı (Güveyi Övme); "Özne" de denilen damada "saÄŸdıç" denilen bir evli bir bekar arkadaşı eÅŸlik eder. O gün yakın bir akrabanın evinde "güveybaşı yemeÄŸi" verilir. Bu yemekte gencin arkadaÅŸları bulunur. Aralarında eÄŸlenirler. Güveyin eÅŸyalarının çalınması, kendisinin saklanması sonucu karşılığında saÄŸdıçlardan bahÅŸiÅŸ alınır. Burada kız evinden gelen kına güveyi, saÄŸdıçlar ve arkadaÅŸlarının eline yakılır. Kına yemiÅŸi yenilir. Kına yemiÅŸi olarak genelde; akide ÅŸekeri, kuru üzüm, leblebi ve fıstık ikram edilir. Bu tarzda süren eÄŸlencelerden sonra güveye arkadaÅŸları tarafından koro halinde;
Sıra sıra söÄŸütler
Birbirini öÄŸütler
İzin versin yiğitler
Ben beyimi överim.
"Salli Ala Muhammed
Peygambere Salavat"
Sıra sıra sokular
Birbirini kokular
İzin versin fakılar.
Ben beyimi överim.
"Salli Ala Muhammed
Peygambere Salavat"
ÅŸeklinde övülerek camiden sonra eve getirilir. Damadın zifaftan önce iki rekat namaz kılması ve dini nikah yapmış olmasına itina gösterilir.
Yol Açaya Gitmek; Erkek tarafı gelin indikten bir hafta veya 10 gün sonra gelini ve eÅŸini gelinin babası evine götürür. Buna "el öpme" veya "yol açaya gitme" denir. Bu süreden önce kız evinden hiç kimse erkek evine gitmez. Daha sonra kızın yakınları davet edilerek artık normal gidiÅŸ-geliÅŸler baÅŸlamış olur.
Gelinlik Tutma; Gelin evin büyüklerine, yakın akrabalardan münasip olanlara bir süre iÅŸaret dışında konuÅŸmaz. Buna "gelinlik tutma" denir. Gelinlik tutulan ÅŸahıs geline bir hediye vererek gelini konuÅŸturur.
Tüm bu mutluluk dolu saflardan geçtikten sonra gelin ve damat yeni bir üye olarak toplumsal hayata katılırlar.
DOÄžUM
Yörede çocuksuzluk pek hoÅŸ karşılanmaz. Bu nedenle çocuÄŸu olmayan kimseler türbe, ocak gibi kutsal yerlerde kurban kesmek dua etmek (mum yakıp bez baÄŸlayarak) Dilek tutma gibi batıl inançlarla çareler ararlar. Bunların yanı sıra "ter yatırma" ve özel ilaçlar yaptırma gibi halk hekimliÄŸine baÅŸvurulur.
Çocuk doÄŸunca ilk önce yıkanır ve göbeÄŸi kesilir. GöbeÄŸi kesen kimseye ebe denir. Annesine doÄŸum sonrasında bal,ÅŸeker,yaÄŸ ve su ile yapılan "lohusa tatlısı" veya "yakı" denilen tatlı yedirilir. Lohusa kadın "albasan", "karabasan", "kepize" denilen cin veya peri olduÄŸu sanılan varlıkların zararından korumak için kırk gün boyunca bir yakını ile kalır. Yastığı başında hamaili veya Kurân-ı Kerim; yastık altına da iÄŸne konur. Çocuk kırk gün boyunca her gün yıkanır. Kırkıncı gün sokağın çeÅŸitli yerlerinden toplanan kırk çakıl taşının kaynatıldığı su ile son defa yıkanır. Bu olaya "kırkını çıkarma" denir. Kırkı çıktıktan sonra çocuk ve anne temizlenmiÅŸ sayılır. Kırkı çıkıncaya kadar anne ve çocuÄŸun yanına erkek veya hamile kadının girmesi iyi sayılmaz.
Ad Verme; ÇocuÄŸa göbek adı verildikten birkaç gün sonra yaÅŸlı, salih ve iÅŸi bilen bir kiÅŸi tarafından çocuÄŸun esas ismi verilir. İsim verilmeden önce isim verecek kiÅŸi abdest alır ve iki rekat namaz kılar,çocuÄŸun saÄŸ kulağına ezan, sol kulağına kamet okur. Sonra da verilen adı üçer defa her iki kulağına çağırır. Adlar genelde dini anlam taşıyan bir isim, ölen akrabaların ismi veya büyüklerin birinin ismi konulur. Son yıllarda ise pazı politikacıların, futbolcuların, sanatçıların,zaman zaman da din ve devlet büyüklerinin adlarının verildiÄŸi sıkça görülmektedir.
ÇocuÄŸun elbisesine yada onun beÅŸiÄŸine onu cin ve perilerden koruması için nazarlıklar ve muskalar takılmaktadır. Nazar deÄŸip deÄŸmediÄŸini anlamak için ise "kurÅŸun dökülür". Yörede ninni söyleme geleneÄŸi de yaygındır. Ninnilerden bir örnek ;
Nenni derim uyudurum
Hoppa derim kaldırırım
Şam kuşaklar kuşadır da
Hak yoluna gönderirim.
Uyu bebek nenni
Büyü yavrum nenni
Hak yolunda bir kuyu
İçinde zemzem suyu
EÄŸildim su içmeye
Kanatlandım uçmaya
Uyu bebek nenni
Büyü yavrum nenni
SÜNNET ETTİRME
Erkek çocuklar 1-9 yaÅŸları arasında sünnet ettirilir. Sünnet törenleri bazen hatim ve mevlit okutmak suretiyle bazı yerlerde de eÄŸlence (sünnet düÄŸünü) tertip edilerek yapılır. Çocuklar genellikle sünnetten önce yöredeki kutsal yerleri, tarihi ve tabi özellikleri olan yerleri at arabası,at,son yıllarda ise taksi konvoyu ile gezdirilir. Sünnet törenine davet edilenler çocuÄŸa çeÅŸitli hediyeler verirler. Sünnet olmak erkekliÄŸe ilk adım olarak nitelendirilir. Yörede sünnetsiz gezilmesi hoÅŸ görülmez.
ASKERE UÄžURLAMA VE KARÅžILAMA
Yörede askerlik çok kutsal bir görev olarak görülür. Bu görevi yapmak bir mutluluktur. Askere gitmeyen "adam oldu" sayılmaz. Bu nedenle askere gidecek genç, arkadaÅŸları, akrabaları ve ailesi tarafından ayrı bir ilgi ve ikram görür. Askere gideceklerin hepsi komÅŸu ve akrabalarca davet edilir. Gençler kendi aralarında eÄŸlenirler. Asker yola çıkacağı zaman büyüklerinin hayır duası ile uÄŸurlanır. Asker adayına gideceÄŸi yerin Peygamber Ocağı, yapacağı görevin çok kutsal olduÄŸu, savaÅŸta ölürse ÅŸehit, kalırsa gazi olacağı çeÅŸitli vesileler ve örneklerle telkin edilir. Eskiden çok yaygın olan "vatana kurban etme" anlamında asker eline kına yakılması olayı artık sıkça görülmemektedir.
Askerden dönüÅŸte komÅŸular hoÅŸgeldin ve göz aydına gelirler. Gelenler askerden dönen kiÅŸiye "GeçmiÅŸ olsun" derler. Askerden dönen kimse çoÄŸu zaman yakınlarına kına vb. hediyeler getirir.
HACI UÄžURLAMA
Hac ibadeti yöre insanının hasretle yerine getirmeyi arzu ettiÄŸi ibadetlerdendir. Hacca gitme imkanı olan kimse hazırlık süresi içinde tüm akraba ve komÅŸuları ile helalleÅŸir. Kul hakkı ile hacca gitmenin iyi olmadığı inancı yaygındır. Ayrıca çevresindeki muhtaçlara yardım hacdan öncelikli olarak görülür. Hacı adayı tüm bunlara özen gösterir. Hacıların yola çıkacağı gün ve saatte onları uÄŸurlamak üzere toplanılır. Burada ilahiler okunur. Kurân-ı Kerim tilavet edilir. Din bilginlerince konuÅŸmalar ve dualar yapılır. Hacı uÄŸurlamaya gelenler hem hacı adaylarına haklarını helal ettiklerini beyan ederler, hem sevgili peygamberimize ve İslam büyüklerine selam yollarlar, hem de duaların ret edilmeyeceÄŸine inandıkları yer ve zamanlarda kendilerinin de unutulmamasını dilerler. Hacı adayına çeÅŸitli yol hediyesi ikram ederler.
CENAZE
DoÄŸum da ölüm de Allah'ın emri olarak görülür. Bu nedenle ölüm metanetle karşılanır. Bir evde cenaze zuhur ederse kısa sürede bütün akrabalara ve çevreye duyulur. Ölüm duyurmada en önemli yol camilerde selâ okunduktan sonra yapılan duyurmadır. Yöre insanı cenazeye katılmakta, onu taşımakta, namazını kılmakta, kabre indikten sonra hemen Kurân-ı Kerim'den bir aşır okuyarak ve okutarak taziyede bulunmakta çok hassastır. Cenaze sahibi için bu ömür boyu unutulmayacak bir olaydır. KomÅŸular üç gün süre ile cenaze evine yemek götürür veya gelen misafirleri kendi evinde ağırlarlar. Sonradan duyanlar da en kısa zamanda gelerek taziyede bulunurlar. Ölen kiÅŸinin çok sevilen biri veya genç olması acıyı arttırır. Ölen için genelde 40 gün peÅŸ peÅŸe yasin okutulur. ÇoÄŸu zaman öldüÄŸü gün hatim indirilir. Kırkıncı ve elli ikinci günlerde hatim veya mevlit okutulur. "Can aşı" denilen yemek verilir. Ölüleri hayırla anmak, arkasından sürekli dua ve hayırda bulunmak geride kalanların en önemli görevinden biri olduÄŸuna inanılır.
Yörede taziye için daha çok önceki olaylardan örnekler verilir. Teselli edici sözler söylenir. Taziye öncesi hoca bulundurulmasına ve onun ahiret hayatı, kader inancı gibi konularda açıklamalarda bulunarak teselli etmesine özen gösterilir. Taziye esnasında ;
- Başınız sağolsun
-Allah rahmet eylesin
-Allah sabırlar versin
-Mekanı cennet olsun
-Hüküm Allah'ın dır.
-"İnna lillahi ve İnna ileyhi raciun" cümleleriyle söze baÅŸlanır ve bitirilir.
HALK HEKİMLİĞİ
Çok yakın zamana kadar ulaşım zorluÄŸu saÄŸlık kuruluÅŸlarının ve doktorların sayıca az oluÅŸu halkı kendi derdinin dermanını aramaya yöneltmiÅŸtir. Çevredeki imkanlardan faydalanılarak gerçekleÅŸtirilen tedavi yöntemlerinden bazıları ÅŸunlardır.
Ihlamur: Çay olarak içildiÄŸinde soÄŸuk algınlığına iyi gelir.
DaÄŸ çayı: İçildiÄŸinde göÄŸsü yumuÅŸatır, nefes almayı kolaylaÅŸtırır.
KuÅŸburnu: Basura ( Hemoroid ) mayasıra iyi gelir.Çay olarak içildiÄŸinde vücudun direncini artırır. Nezleyi iyileÅŸtirir.
Süzme yoÄŸurt Suyu: İçildiÄŸinde böbrek taÅŸlarını parçalayarak sürülmesini kolaylaÅŸtırır. Safra kesesi rahatsızlığına faydalı olur.
Pekmez: Nefes açar, vücuda güç ve direnç verir.
Papatya ( yoÄŸurt çiçeÄŸi ) : Üst solunum yollarını, sindirim sistekini yumuÅŸatır. Saçları yumuÅŸatır ve parlatır.
Isırgan otu: Romatizma ve kalp hastalıklarına iyi gelir.
Zift yapma ( cibar yapma ) : Bel, kol ve benzeri adale incinmesinde baÅŸvurulur. Zift ezilmiÅŸ kuru üzüm, balmumu ve zeytinyağı gibi maddelerin birleÅŸtirilmesinden yapılır. Isıtarak incinen ve aÄŸrıyan bölgeye sarılır.
Bel, Kol, Bacak çekme: Sınıkçı denilen kimselerin bel, kol, bacak, parmak, boyun gibi eklemlerde meydana gelen sapmaların yerine getirilmesi için yaptığı tedavi ÅŸeklidir. Sapma veya çıkma görülen bölge önce sabunla iyice ovuÅŸturulur. Aniden çekilerek eski yerine getirilir.
Kopya kalem boyası: Ekzama, termeÄŸi bölgesine tükürülerek sabit kalem boyası çıkıncaya kadar sürülür. Boya bu tür rahatsızlıkları iyileÅŸtirir,
Bıçak atma: İltihaplı yerdeki pis kanı ve iltihabı gidermek için jilet bıçağı yada ustura ile eli uz olanlarca yapılır.
Sarımsak: Tansiyon düÅŸürmek için ve itdirseÄŸi denilen gözde çıkan arpacığı gidermek için kullanılır.
Kına: Saç dökülmesini önlemek için, kepek ve mantar tedavisinde kullanılır.
Anne sütü: Kulak sancısında kulaÄŸa damlatılır.
Patates ve turp: AteÅŸli baÅŸ aÄŸrısında dilinerek bir tülbentle alından itibaren baÅŸa sarılır.
ÅžiÅŸe vurma: Daha çok sırt aÄŸrısında alevde ısıtılan ÅŸiÅŸe sırta vurularak aÄŸrının giderilmesi saÄŸlanır.
Kulunç kırma: Sırt aÄŸrısında bir nevi kabaran ve atlayan damarlar yumuÅŸatılarak yerine getirilir. Bu iÅŸlem yapılırken ses çıkmasından dolayı kulunç kırma denir.
Kırık sarma: Kırıklar için una yumurta sarısı, balmumu vb. karıştırılarak lap haline getirilir. Bir bez ile yaraya sarılır. Daha sonra keçe, yün ve kaneviçe gibi ÅŸeylerle kaplanarak hazırlanmış özel aÄŸaçlarla kırık sarılır.
İltihap giderme: İltihaplı bölgeye közde piÅŸirilmiÅŸ soÄŸan veya lokum sarılır.
Buz: Apandis yerine buz, kar veya soÄŸuk taÅŸ konulur.
Kiremit, tuÄŸla: Özellikle karın bölgesindeki sancılara ve mide aÄŸrımasına karşı aÄŸrıyan bölgeye sıcak tuÄŸla veya kiremit konulur.
Tütsü koklatma: Sinirsel rahatsızlıktan dolayı bayılan kimseye yakılan kağıt yada bezin tütünü koklatılarak ayılması saÄŸlanır.
BuÄŸu tutma ( tere yatırma ) : Bulantısı olan, ÅŸiddetli başı aÄŸrıyan, boÄŸazı tıkanan, adaleleri sertleÅŸen kimseler sıcak acılı ÅŸeyler yedirilerek yatırılır. Üstü kalınca örtülerek terlemesi saÄŸlanır. Veya geniÅŸçe bir kaba konmuÅŸ buharı yükselen kaynar suya hastanın eÄŸilmesi saÄŸlanır. Buharın dağıtılması için hasta üzerine yorgan veya battaniye gibi örtüler atılarak hastanın tedavisi saÄŸlanır.
Konursu basma: Yakılan bez veya kağıt parçasının dağılmamış külüne konursu denir. Kanamayı durdurmak için kanayan yere bu kül basılır.
Göbek çekme: GöbeÄŸi düÅŸen kiÅŸinin göbeÄŸi, bu iÅŸi bilen biri tarafından uygun bir ÅŸekilde masaj yapılarak yerine getirilir.
KurbaÄŸacık kesme: Fiziki olarak geliÅŸemeyen çocukların boÄŸazında bulunan ve kurbaÄŸacık denilen küçük et parçasının kesilerek tedavisidir.
Avsın ( efsun): Ruhsal sıkıntısı olan birçok kimseye, nazar deÄŸdiÄŸine inanılan çocuklara Salih ve Saliha kiÅŸilerce felak, nas, ihlas, ayet el kürsü, ve diÄŸer ÅŸifa ayet ve dualarının belli bir kurala göre okunarak, hastaya üflenmesidir.
OcaÄŸa gitme: Elinden ÅŸifa umulan daha önce bu yönde çok sayıda tedavisi bilinen kimselere veya, silsile yoluyla onu takip edenlere ve bunların hastaları kabul ettikleri yere ocak denir. Hasta buraya gelir, burada Allah rızası için dua eder, adak adar, namaz kılar ve ocaktan kendisine yapılacak tavsiyeleri dinler, verilecek eÅŸyayı itina ile saklamak üzere alır. Bu safhadan sonra rahatsızlığının gideceÄŸi ümidini muhafaza eder. Ocaklara daha çok çalgın denilen felçliler ve ruhsal rahatsızlığı bulunanlar giderler.
Boğaz ağrısı: Boğaz ağrılarında yılan pancarı veya gavur pancarı denilen bitki haşlanarak boğaza sarılır.
Göz kamaÅŸması: Göz önüne kömür veya siyah toz konularak önlenir.
SOSYAL VE KÜLTÜREL ETKİNLİKLER
Göçler: Tomarza'da göç denilince akla mevsimlik yayla göçleri gelir. Yaylalarımız Erciyes eteklerinde, Sümengen'de, Saraycık'ta ve Toros uzantılarında yer almaktadır.
"Bizim yaylalar otludur
Sütü kaymağı tatlolur
Kız gelinden kıymatlolur
Kızlar gelsin yaylamıza."
Yaylaya ortak karar alarak birlikte çıkılır. Her evden yetecek kadar eÅŸya alınır. Buradaki iÅŸi yürütecek kiÅŸiler yaylaya giderler.
Yaylaya toplu gidiÅŸler bir düÄŸün alayını andırır. Koyun kuzu melemeleri, at kiÅŸnemeleri, genç kız ve gelinlerin terennüm ettiÄŸi ağıt ve türküleri, al yeÅŸil kıyafetleri, kaval sesleri kış yorgunluÄŸunu alır götürür.
Yaylalarda moloz taÅŸtan iki katlı yığma evler, bir avlu bulunur. Yada özel hazırlanmış kıl çadırlar kurulur.
Yörede bulunmayan develerini katarlayarak, kendilerine özgü kıyafetleriyle yörükler kiraladıkları yaylalara baharla birlikte akarlar. Åžairin dörtlükte dediÄŸi gibi...
" Katarlamış develeri gidiyor
Türkmen kızı bir ormanın içinde
Siyah saçı yıldır yıldır ediyor
Türkmen kızı bir ormanın içinde "
Yaylaya göçün ve iniÅŸin kendine özgü kuralları vardır. Herkes bu kurallara uyar. Yayladan soÄŸukların baÅŸlaması, Hasat nedeniyle otlakların geniÅŸlemesinden sonra güz ayları gelirken inilir.
Motorlu taşıtların çoÄŸalması, yol ağının yaylalara kadar uzanması bu zevkli yaÅŸantıyı sınırlamaktadır. Tüm bunlara raÄŸmen kuzunun koyuna karıştığı gibi toprak ananın koynunda dinlenmek yöre halkının en çok mutlu olduÄŸu husustur.
Nihayet yaylaya gidiÅŸ bir ÅŸenliktir. Öze gidiÅŸ hasret gideriÅŸ benliÄŸe dönüÅŸtür. Yayladan iniÅŸ ise bir hüzündür.
Åženlikler, Festivaller :
a) DadaloÄŸlu Åženlikleri : İlçemiz Özlüce kasabasında ünlü ozan DadaloÄŸlu adına her yıl eylül ayının ikinci haftasında kültür ve sanat ÅŸenlikleri düzenlenmektedir. Bu ÅŸenliklere, devlet adamları, politikacılar, sanatçılar, halk ozanları ve ülkenin her tarafından gelen coÅŸkulu bir halk topluluÄŸu katılmaktadır.
Åženlikler kapsamında at yarışı ve cirit oyunu, yöresel el sanatları sergisi, aşık atışmaları, Türk halk müziÄŸi konseri, Panel, sempozyum ve konferanslar tertip edilir. Ayrıca çeÅŸitli sosyal, kültürel ve sportif yarışmalar yapılır ve ödüller dağıtılır.
b) İncili ÇavuÅŸ Åženlikleri : İncili ÇavuÅŸ da ilçemize baÄŸlı İncili köyünde 1993 yılından beri her yıl Ekim ayının birinci haftasında düzenlenen kültür ve sanat ÅŸenlikleriyle anılmaktadır. Bu ÅŸenliklerde devlet adamları ve politikacılar bilim ve sanat adamları ile halk ozanları katılmaktadır. Åženliklere çevre halkı büyük ilgi göstermektedir.
Bu programda İncili ÇavuÅŸun hayatı, yaÅŸadığı dönemin özellikleri, mizahın Türk kültüründeki yeri gibi konular iÅŸlenir. Ayrıca yöredeki tarihi eÅŸyalar, tarihi el sanatlarının seçkin örnekleri sergilenir.
Bu ÅŸenlikler ilçemizde kültürel hayatın canlanıp zenginleÅŸmesine ve ilçenin ülke çapında tanınmasına önemli katkılarda bulunmaktadır. Aynı zamanda devlet_millet kaynaÅŸmasına vesile olmaktadır. Halkın duygu düÅŸünce istek ve arzuları bu ÅŸenlikler yoluyla dile getirilmektedir.
Bunların dışında halk eÄŸitimi merkezince düzenlenen yıl sonu sergi açılışları, okullarca düzenlenen müsamere, yarışma ve gösteriler diÄŸer sosyal ve kültürel etkinlikler olarak sayılabilir.
MESİRE YERLERİ
İlçenin hemen yakınındaki Elmalı Barajı, 9 km. güneydeki Sümengen Dağı, DoÄŸuda bulunan Saraycık Yaylası, Kızılören Köyü yakınlarındaki Çerkez ÇeÅŸmesi, Melikviran'dan İmamkullu köyüne kadar zamantı ırmağı boyu, özellikle Şıhbarak regülatörü ve " GöldeÄŸirmeni " Özlüce yakınlarındaki Göz ile DadaloÄŸlu parkı, Erciyes eteklerindeki yayla ve Pınarbaşı, Toros eteklerindeki yayla v subaÅŸları rahat ulaşımla piknik yapılabilecek önemli mesire yerleridir.
SPOR
İlçede uzun kış mevsimi insanımızın boÅŸ kalmasına neden olmaktadır. Gençlerin bu boÅŸ zamanları deÄŸerlendirme arzusuyla spora yöneldiÄŸi görülmektedir. Ancak spor dallarından en fazla futbol benimsenmektedir.
İlçede bir adet semt sahası ve bir de kapalı spor salonu bulunmamaktadır. Semt sahasında her yıl " kaymakamlık kupası " adı altında köyler arası futbol turnuvaları düzenlenmektedir. Bu turnuvalara katılım çok yüksek olup, aylarca coÅŸkulu karşılaÅŸmalar gerçekleÅŸtirilmektedir.
Tomarza Belediye Spor: Tomarza spor adıyla kurulmuÅŸ olup, uzun yıllar futbol dalında ilçeyi temsil etmiÅŸ ÅŸampiyonluklar, ikincilikler ve üçüncülükler gibi dereceler almıştır. Bu kulübün baÅŸarılı çalışmaları ilçede futbol karşılaÅŸmalarının yapılabileceÄŸi tesislerin kurulmasını saÄŸlamıştır. Halen "Tomarza Belediye Spor" olarak ateÅŸli taraftarlarıyla futbol karşılaÅŸmalarını sürdürmektedir.
Futboldan başka, karakucak, voleybol, masa tenisi, kros gibi dallarda spor ve yarışmalar da yapılmaktadır
ÇOCUK OYUNLARI
Çocuk oyunları teknolojideki geliÅŸme, fiziki çevre ve çocukların yaÅŸları ile cinsiyetlerine göre farklılık gösterir. Tabiatla haşır-neÅŸir, homojen ve geniÅŸ sokaklarda, sessiz ve ıssız köylerde yaÅŸayan çocuklarımızın oynadığı oyunları ÅŸöylece sıralayabiliriz.
Saklambaç : Bu oyun en az üç kiÅŸi ile oynanır. KiÅŸi sayısı arttıkça oyun daha da zevkli hale gelir. Oyun ÅŸu ÅŸekilde oynanır :
Sayıştırma yapılarak bir kiÅŸi ebe olarak seçilir, DiÄŸerleri ise kendilerine uygun gördükleri yerlere saklanırlar. Ebe tespit edilen sayıya kadar sayar ve "oldu mu?" diye sorar. Oyunculardan ses çıkmıyorsa oyun baÅŸlamıştır. Ebe saklananları aramaya baÅŸlar, gördüklerini kale denen yere varıp yere varıp gördüÄŸü adını söyleyerek "söbe" diye bağırır. En erken söbelenen ikinci oyunda ebe olur. Oyunda ebe herkesi söbeleyip bir kiÅŸiyi bulamazsa "çay içtim" diyerek o kiÅŸiyi ebe olmaktan kurtarır. Bu oyunda ebe bir kiÅŸiyi görüp baÅŸkasının adını söyleyerek söbelerse veya oyunculardan biri ebeden önce söbelerse tüm oyuncular "çanak çömlek patladı" diye çağırılır. Ebe tekrar ebe olur.
Aygördüm : Bu oyun en az altı kiÅŸi ile oynanır. Oyuncular iki gruba ayrılır. Grubun biri yuvarlak bir halka içinde gözlerini kapatır. DiÄŸer grup oyunları ise saklanır. Daha sonra gözlerini kapatan grup saklanan grubu aramaya baÅŸlar. Gruptan bir veya bir kaçını görünce "aygördüm" diyerek çemberin içine girerler. EÄŸer saklanan grup, diÄŸer gruptan birini veya birkaçını dairenin dışında yakalarsa dayak atar. Oyun bu ÅŸekilde devam eder.
Topuz, Kılıç Oyunu : Bu oyun en az beÅŸ kiÅŸi ile oynanır. Oyuncular iki gruba ayrılır. Yatan gruptan bir kiÅŸi yastık olur diÄŸerleri sırayla ilk kiÅŸinin başı yastığa gelecek ÅŸekilde eÄŸilir. Karşı grubun oyuncuları sırayla eÄŸilen grubun sırtına atlar. En öndeki elini topuz (yumruk) veya kılıç (iÅŸaret parmağını kaldırarak) yaparak "topuz mu?,kılıç mı?" diye sırtına bindiÄŸi kiÅŸiye sorar. Soru bilinirse oyuncular yer deÄŸiÅŸtirir. Bilinmez ise bilene kadar oyun böyle devam eder.
Dalye : Oyunda en az dört kiÅŸi olur ve iki gruba ayrılır. Oyun için 10 tane düzgün taÅŸ ve bir tane top gereklidir. TaÅŸlar üst üste konur ve etrafına küçük bir daire çizilir. Birinci gurubun oyuncuları sırayla topu atarak taÅŸları yıkmaya çalışırlar. Yıktıkları zaman kaçarlar. DiÄŸer grup ise onları top ile kovalamaya baÅŸlar. Kovalayan grup kaçan gruptan bir kiÅŸiye top ile vurursa, vurulan kiÅŸi oyun dışında kalır. Kaçan grup kovalayan grubun oyuncularına yakalanmadan yıktıkları taÅŸları üst üste eksiksiz koyarsa oyun biter.
Top Saklambacı : BeÅŸ altı kiÅŸi bir araya gelip sayılaÅŸtırma yaparak bir ebe seçerler Bir daire çizilerek top içine konur. Oynayanlarda biri topa vurup dairenin içinden çıkarırsa ebe geri koÅŸarak topu yakaladığı yerden gözü kapalı olarak daireye getirir. DiÄŸerleri ise saklanır. Ebe saklananları aramaya baÅŸlar. Ebe gördüÄŸü kiÅŸiden önce gelirse onu söbeler. Saklanan ebeden önce gelirse topa hızlı bir ÅŸekilde vurarak daireden uzaklaÅŸtırır. Oyun bu ÅŸekilde devam eder.
Bunların dışında daha önce oynanıp, unutulmaya yüz tutan çocuk oyunları arasında; yaÄŸlı yavan, tura, lüÄŸ topu, çelik, sülempe, cızzangaç, çöte, baccı (batıcı) holkara, habbak, daddüÅŸ sayılabilir.