Sitedeki Yeriniz : Ana Sayfa » Sosyal ve Kültürel Yapı

Sosyal ve Kültürel Yapı

SOSYAL VE KÜLTÜREL HAYAT

        SOSYAL YAÅžAM

    Aile, sosyal hayatın en temel kurumu olup genellikle anne baba ve  çocuklardan oluÅŸan çekirdek aile tipindedir. Özellikle kırsal kesimde varsa  büyükbaba ve büyükanne de diÄŸer aile fertleriyle birlikte yaÅŸar. Ailelerde  çocuk sayısı genellikle yüksektir. Orta büyüklükteki bir ailede ortalama  çocuk sayısı 6-7 tanedir. Ancak bu sayı hayat pahalılığı ve aile plânlaması   gittikçe benimsenmesi ile düÅŸmeye baÅŸlamıştır. Erkek ailenin reisidir. EÄŸer  büyükanne ve büyükbaba ile yaÅŸanıyorsa karar verilirken onların tavsiyeleri  mutlaka dikkate alınır. Kadınlar ailenin en çok çalışan bireyleridir.

    Yöre halkı arasında karşılıklı yardımlaÅŸma önemli bir gelenek olarak uzun  yıllar varlığını korudu. Ancak deÄŸiÅŸen deÄŸer yargıları ve ekonomik ÅŸartlar  nedeniyle bu gelenek ortadan kalkmak üzeredir. Bu geleneÄŸin önemli bir  halkasını oluÅŸturan imece kısmı ise kısmen de olsa devam etmektedir.  İmeceler en çok tarımsal çalışmalarda (yolma, çapa, tırpan ve orakla ekin  biçme)yapılır. Önceleri el deÄŸirmeninde bulgur çekme, soku dövme, yün   atma, yufka ekmeÄŸi piÅŸirme, tarhana serme gibi iÅŸler de imece ile yapılır,  peÅŸinden de yöresel eÄŸlenceler tertip edilirdi. Oyun ve eÄŸlenceler bittiÄŸinde  sofralar kurulur, topluca yemek yenilirdi. Bu sofralarda en çok mantı,  bulgur  pilavı, patates ve nohut yahnisi, hoÅŸaf, baklava ve börek çeÅŸitleri  bulunurdu. Çerez olarak leblebi, kuru üzüm, yer fıstığı ve akide ÅŸekeri  yendiÄŸi görülürdü.   

    EV TİPLERİ

    Evlerin mimarisi yöre insanının yaÅŸam biçimi ve bölgede bulunan yapı   malzemeleriyle yakından ilgilidir. İlçe ve köylerinde evlerin %40'ı yığma ve  kesme taÅŸ bina olup,ters tavanlı ve üzeri toprakla örtülüdür. %35'i yığma taÅŸ   ve üzeri betonarme, %25'i ise betonarmedir. Evler genellikle iki katlıdır.  Özellikle köylerde birinci kat ahır olarak kullanılmaktadır. Üst katta ise  çoÄŸunlukla "evlik" denilen ve günlük kullanılan, yemeklerin piÅŸirildiÄŸi ve  yendiÄŸi geniÅŸçe bir oda, misafirler için özel olarak hazırlanmış bir oda, bir  kiler, örtme, sufa gibi adlar verilen koridorumsu bir salon vardır. Evler  ailenin her türlü ihtiyacını bir arada karşılayacak biçimde düÅŸünülmüÅŸtür.  Ancak kültürel ve ekonomik deÄŸiÅŸme paralel olarak artık yöre kültür ve  yaÅŸantısını yansıtmayan binalar inÅŸa edilmektedir. Bahçe ve avlular aile  mahremiyetinin korunması düÅŸüncesiyle yüksek taÅŸ duvarlarla çevrilidir.

    GİYİM

    Günümüzde kadın ve erkek kıyafetleri eski niteliklerini önemli ölçüde  kaybetmiÅŸlerdir. Erkekler artık hiçbir yöresel özellik arz etmeyen ve ülkenin  her tarafında görebileceÄŸimiz kıyafetleri benimsemiÅŸler ve günlük hayatta  kullanmaya baÅŸlamışlardır.

    Kadın kıyafetlerine gelince;

    BaÅŸörtüsü; Kadınların başı her zaman örtülüdür. Genellikle sade  ve  çiçek  desenli örtüler kullanırlar. Bu örtünün kenarları ise  çeÅŸit çeÅŸit  oyalarla  süslenir. Yörede baÅŸörtüsü yaÄŸlık, yapık, yazma, bürgü ve dolak  gibi adlarla adlandırılır.YaÅŸlı kadınlar evin dışına çıkarken baÅŸörtüsünün  üzerine ayrıca atkı alırlar. BaÅŸörtüsünün baÄŸlanış tarzı baÄŸlayanın evli veya  bekar oluÅŸuna göre deÄŸiÅŸir. Renk ve desenlerde yaÅŸ düzeyine göre deÄŸiÅŸir.

    Fistan (Entari); Oldukça bol ve uzun olarak dikilir. Sadece belden aÅŸağı   olanlara "baÄŸlama" veya "belleme" denilir. Fistan kışın pazen, yazın basma  (çit), kauçuk gibi özellikle koyu renkli, aynı zamanda geometrik ve çiçek  desenli kumaÅŸlardan dikilir. DüÄŸün, bayram, misafirlik ve diÄŸer törenler için  daha ağır renk ve desenler seçilir. (kuntu, kadife, v.s.)

    Åžalvar (Åžayak);  Daha çok geometrik desenli ve fistan için kullanılan  kumaÅŸlardan dikilir. Åžayak genellikle fistan yerine giyilir. Günlük iÅŸ   hayatındaki pratikliÄŸi ve dayanıklılığı bakımından tercih edilir.

    KuÅŸak; Daha çok kırmızı-siyah karışımı ip ve ipliklerden dokunarak  yapılan kuÅŸaklar piyasadan hazır olarak temin edilir. Bu kuÅŸakları özellikle  yaÅŸlı kadınlar baÄŸlar. Kültürel ve ekonomik deÄŸiÅŸime paralel olarak baÅŸlık,  çeki, özel hazırlanmış motifli çoraplar, aksesuarlı yelek veya iÅŸlik denilen  gömlekler artık terk edilmiÅŸ durumdadır.    

     EVLENMELER

    Tomarza'da tek evlilik yaygındır. Ancak çocuk edinme ve baÅŸka bazı   deÄŸerlerden dolayı az sayıda çok evliliÄŸi de rastlanır. Evlenme yaşı genelde  20 ve daha yukarısıdır. Eskiden evlenmeler dini nikah ile yapılırken artık  resmi nikah da mutlaka yapılmaktadır. "Süt bedeli", "kalın" adı altında  alınan baÅŸlık parası tamamen terkedilmiÅŸtir. Çeyizin mutfak eÅŸyası, sergi ve  aksesuarlarından oluÅŸan örgü "dantel v.s." gibi kısımları kız evi tarafından,  beyaz eÅŸya, mobilya ve diÄŸer eÅŸyaları erkek evi tarafından temin  edilmektedir.

    Evlenme Usulleri; Yörede genellikle görücü usulüyle ve dünür vasıtasıyla  kız isteme yoluyla evlenme yapılır. Kız kaçırma olayları çok nadirdir.

    Kız İsteme (Dünür-DüÄŸür Gitme); Erkek tarafı adayını belirledikten  sonra erkeÄŸin anası bir komÅŸu kadın veya akrabasının birinin hanımı   vasıtasıyla kız anası ve kızın "aÄŸzını arar" böylece dünürcünün nasıl  karşılanacağı öÄŸrenilir. Buna göre hatırı sayılır bir komÅŸu veya yöre  etrafından biri görüÅŸ almak üzere kız evine gönderilir. Yöre geleneÄŸine göre  misafir güler yüzle karşılanır ve ağırlanır. Gönderilen temsilci münasip bir  dille söze girerek "Filanlar size hısım olmak isterler" diyerek konuyu  duyurur. EÄŸer kız tarafı konuya olumlu bakıyorsa "Allah yazdıysa biz ne  diyelim" derler. Ancak olumsuz bakıyorlarsa, bu da dolaylı ifadelerle  dünürcüye söylenir. Alınan haber olumlu ise erkek tarafı, kabilenin ve  mahallenin hatırı sayılır büyükleri ile önceden haber vererek tespit edilen  günde kız evine giderler. Aralarında iyi konuÅŸabilen ve töreleri iyi bilen  birini  sözcü olarak seçerler. Bir süre sohbetten sonra, "gelene ne diye geldin  diye denmez, Allah'ın emri Peygamberin kavli ile oÄŸlumuz falan oÄŸlu falana  kızınızı istemeye geldik"  derler. Buna "düÄŸür (dünür) düÅŸme" denir. Kız  tarafı müsaide ister ve yakın akrabaları ile olayı istiÅŸare eder ve "siz ne  buyuruyorsunuz?" diyerek görüÅŸlerini alır. Onlarda genellikle kız  sahiplerinin  görüÅŸlerine uyarak hayırlı olmasını dilerler. Bu geliÅŸmeden  sonra münasip bir zamanda erkek evinden gelen dünürcüler ile kız evinin  çağırdığı temsilciler kız evinde toplanır. Bir süre sohbetten sonra erkek  evinin sözcüsü yukarıdaki gibi dünür düÅŸer. Kız evin sözcüsü "Allah yazdıysa  ne diyelim, emmiler, dayılar münasip gördüler bende Allah rızası için verdim  gitti." der. Bunun üzerine orada kuran okunur ve dua edilir. Hazır  bulunanlara lokum, helva gibi tatlılar ikram edilir.Buna "tatlıcalık", "ağız  tatlılığı" denilir.

    Beklik (kahve içme); genellikle yakın akraba ve komÅŸularla belirlenen  günde kız evine toplanılır. Gelin kıza, erkek evince alınan yüzük, küpe, elbise  ve eÅŸarp gibi takı ve giyecekler hediye edilir. Kadınlar kendi aralarında  oynar ve eÄŸlenir. Bundan sonra kız ve erkek niÅŸanlanmış sayılır.

    NiÅŸan ve Åžerbet; BekliÄŸe göre daha geniÅŸ kapsamlıdır. Törene çağırılan  akraba ve komÅŸular gelin kıza giyecek ve takılar hediye ederler. Erkek  evince yemek, pasta ve meÅŸrubat ikram edilir. Çerezler yenilir. kadınlar  aralarında oynar ve eÄŸlenirler. Gelin adayı kendisine hediye edilen giyecek  ve takıları özenle saklar ve niÅŸanlılığı süresince katıldığı düÄŸün ve törenlerde  bunları mutlaka giyer ve takar. Åžimdilerde ise genelde düÄŸün ve niÅŸan bir  arada yapılmaktadır.

    DüÄŸün; DüÄŸünler genelde sonbahar ve ilkbahar aylarında yapılır. DüÄŸün  günü 15-20 gün öncesinden ortaklaÅŸa kararlaÅŸtırılır. Buna "düÄŸün kesme"  denir. Bundan sonra erkek evi tarafından dağıtılacak düÄŸün yolu alınır.  Davet edilecekleri yakınlık derecesine ve itibarına göre kahve, kına, havlu,  yazma, elbiselik kumaÅŸ gibi "okuntu" da denilen davetiyeler dağıtılır.  Önceleri "pusula" yolu ile davet edilenlere artık bastırılan davetiyeler  gönderilmektedir.

    Düzen (Kayıt Görme);  DüÄŸün öncesi eksik kalan çeyiz eÅŸyalarının, gelin  kızın düÄŸünde giyeceklerinin alınması için erkek ve kızın en yakınları birlikte  çarşıya çıkarlar. Gelin kız da yanlarında bulunur. İstekler genellikle kız  evinden gelir Erkek evi itirazsız kabullenir. Düzen için gelenlere ve yakın  akrabalara giyeceklerden oluÅŸan hediyeler alınır.

    Bayrak Kaldırma; DüÄŸünün baÅŸlama iÅŸareti ve düÄŸün evinin belirlenmesi  açısından hazırlanan özel bir direÄŸe bayrak asılır ve düÄŸün evine  dikilir.Eskiden gelin indirme gününü kutsal sayılan cuma akÅŸamına  rastlatmak için ikinci derecede kutsal sayılan pazartesi günü öÄŸle  namazından sonra davet edilen akraba ve komÅŸular düÄŸün evi önünde  toplanır, köy veya mahalle cami imanının yapacağı duadan sonra yukarıda  belirtildiÄŸi ÅŸekilde bayrak dikilirdi. Åžimdi ise düÄŸün, tatil günlerinde  yapılması için cuma namazından sonra dualarla bayrak kaldırılmasıyla  baÅŸlanmakta ve pazar günü sona ermektedir. DüÄŸünlerde davul-zurna,  orkestra, klarnet-cümbüÅŸ, def ve darbuka çalınır. Türkülü halaylar, toplu ve  ikiÅŸerli oyunlar oynanır, yaÅŸlılar kendilerine ayrılan odalarda düÄŸün  muhabbeti yaparlar.    

    Günümüzde unutulmaya yüz tutan ancak düÄŸünlere canlılık kazandıran  seyirlik oyunlarımızdan bazıları ÅŸunlardır;

    Zumbak Oyunu; Odada oturanlar tarafından oynanır. Kız evinden gelen  iki erkek odanın kapısına durur. Oda doludur. Herhangi birisi ortasına  çaÄŸrılır.    Kız evinden gelen kiÅŸiler çaÄŸrılan bu kimseye uygun bir ceza verir.  Bu cezalar genellikle türkü söyletme, taklit yaptırma ve fıkra anlattırma  ÅŸeklinde olur. EÄŸer o kiÅŸi istenileni yapmazsa yastıkla dövülür.     Bu yastığın  içine daha çok vermesi için taÅŸ vs. konulur.

    Yüksük Oyunu; DüÄŸünler üç gün sürer ve yüksük oyunu bu üç gün  boyunca akÅŸamları oynanır. Oyunda yine iki taraf vardır. Yüksük, oyun  içinde kullanılan altı fincandan birinin içine konur ve tüm fincanlar ters  çevrilir. Karşı taraftan yüksüÄŸü bulmaları istenir. YüksüÄŸü bulan kiÅŸi kendi  tarafına bir puan kazandırmış olur. Kazanamayan tarafa ise çeÅŸitli cezalar  verilir. Cezayı vermek üzere, kazanan taraftan bir baÅŸkan seçilir. Verilen  cezalar çoÄŸu zaman zor ve yerine getirilmesi imkansızdır. Bu cezalardan  bazıları; kalburla su taşıma, tavana asılan soÄŸanı elleri baÄŸlı olarak ağızla  alınması, kış mevsiminde nar ve yaz mevsiminde kar bulunması... gibi. 

    Yumruk Oyunu; Bu oyun gündüz veya gece oynanabilir. Davul eÅŸliÄŸinde,  özel yumruk havası çalınarak oynanır. Aynen cirit oyununda olduÄŸu gibi  oyuncuları seçilir ve iki taraflı dizilirler. Evvela bir taraftan birisi oynayarak  orta yere kadar gelir, sırtını döner. Karşı taraftan yine oynayarak gelen bir  oyuncu ona hızlı bir ÅŸekilde vurur. YumruÄŸu yiyen kendi tarafına gider. Bu  defa yumruÄŸu vuran onun yerine durur. Oyun bu ÅŸekilde devam eder.  YumruÄŸu sırta vurmak gerekir. BaÅŸka bir yere vurmak yasaktır. Bu oyun  bazen de omuzdan sıyırma ÅŸekliyle kola vurularak oynanır. Köylerde genelde  aileler arasında husumet bulunduÄŸundan bu oyun çoÄŸu zaman öç alma  ÅŸekline dönüÅŸür. Zaman zaman da kavga çıkar. Figürleri ve çalgılarıyla  izleyicilere heyecan veren bu oyun zamanla terkedilmiÅŸtir.

   Sin Sin Oyunu; Bu oyun gece karanlığında oynanır. Bunun için uygun bir  meydana ateÅŸ yakılır. Bu oyunda davul zurna ile özel sin sin havası eÅŸliÄŸinde  oynanır. Oyuncular teker teker ateÅŸin etrafında el ve ayak hareketleri ile  durmadan dönerler. AteÅŸin başında oynayan kiÅŸi, topluluktan biri çıktığı   zaman alanı terk eder. Bu iÅŸte atik davranmazsa sonraki oyuncu sırtına  yumrukla vurarak çıkmasını saÄŸlar. Oyun bu ÅŸekilde ateÅŸ bitinceye kadar  devam eder.

    Cirit Oyunu;  Bu oyun gündüz geniÅŸ meydanda oynanır. Oyun için çevrede  iyi cirit oynayan kimseler özel olarak davet edilir. Oyuncular atlarına  binerler ve özel olarak hazırladıkları ciritlerini ellerine alırlar. Bunlar 30-40  kiÅŸi olur, sayıya göre iki eÅŸit gruba ayılırlar. Aralarındaki mesafe ne kadar  uzun olursa oyun o kadar heyecanlı olur. Gruplardan birinin bir oyuncusu  meydanın ortasına gelerek karşı taraftan birinin ismini söyler ve deÄŸneÄŸi  ona  doÄŸru fırlatır. Oyun bu suretle baÅŸlamış olur. Ondan sonra çağırdığı   kiÅŸi  kendini kovalar. Oyunda esas, öndekine yetiÅŸip onu ciritle vurmaktır.  Oyun bu ÅŸekilde sürüp gitmektedir. Seyirciler atılan deÄŸnekleri toplayarak  sahiplerine verirler ve oyunun heyecanına katılmış olurlar. EÄŸer atılan  deÄŸnek ata deÄŸer ve at ölürse düÄŸün sahibi atın bedelini öder. Oyunda çok  yakından ve atmadan vurmak yasaktır. Oyun esnasında atlar ve oyuncular  çok çeÅŸitli gösteriler sunarlar. (Kaşı oyuncunun attığı ciridi havada havada  yakalamak, atın karnının altına gizlenmek, ek üzengi üzerinde dikilmek gibi) 

    Kına Gecesi (Kına Yakma); Gelin almadan bir önceki gecedir. O gün  düÄŸünün en hareketli günüdür. Birkaç aklı yeter, eli iÅŸ becerir kadın töreleri  iyi bilen söz sahibi iki erkek hizmet görebilecek birkaç genç, kız evinde  topluca kına sinisi ile gönderilir. Misafirler kız evinin ileri gelenleri ve  gençleri tarafından karşılanır. Gençler kınacı gelenlerden "girzop" yolu  isterler. OÄŸlan evi sözcüsü talebi olgunla karşılayarak "canınız saÄŸ olsun,  alacağınız bir koç olsun. Yolumuzu ile yoldayız" diyerek uygun bir hediye ile  iÅŸi tatlıya baÄŸlar. Verilen hediyeler gelenlerle birlikte yenilir ve eÄŸlenilir.  Erkekler böyle yaparken kadınlarda ayrı bir odada bir süre eÄŸlenir ve kına  hazırlığı yaparlar. Hazırlık bittikten sonra kız büyüklerinden izin alınarak  arkadaÅŸları ve kına yakmayı bilen biri tarafından kına yakılır. DeyiÅŸ bilen ve  sesi güzel olanlar tarafından aÅŸağıdaki sözler söylenerek gelin övülür.

    Kız anası kız anası   

     Hani bunun öz anası

    İşte geldim gidiyorum

    Elinde mumlar yanası   

        "Salli Ala Muhammed

         Peygambere Salavat"

   

    Atladım indim eÅŸiÄŸi

    Sofrada kaldı kaşığı   

    İşte geldim gidiyorum    

    Büyük evin yakışığı    

        "Salli Ala Muhammed

         Peygambere Salavat"

   

    Babam ekinin bitti mi

    GardaÅŸ ekmeÄŸin arttı mı

    İşte geldim gidiyorum

    El kızı keyfin yetti mi

        "Salli Ala Muhammed

         Peygambere Salavat"

    Bu ÅŸekilde kız evi, erkek evi ve kızın durumuna göre gelin övme sürer  gider.Her nakarattan sonra duvak veya yerine kullanılacak eÅŸarp  arkadaÅŸlarınca gelinin başı üzerinde dolandırılır, en son nakaratta sembolik  olarak yüzü bu duvakla örtülür.    Kına günü gündüz ise gelinin çeyizi serilir,  davetliler tarafından ziyaret edilir. Ayrıca gelin kız bir arkadaşı tarafından  davet edilerek diÄŸer arkadaÅŸları ile birlikte hazırlıklarını tamamlar. Burada  gelin kız adına yemek verilir. Bu olaya "gelin başı yıkama" denir.

    Gelin Alma; Gelin alma günü kuÅŸluk vakti yengeler ve seÄŸmenler erkek  evinde toplanır. Gelin alayı uygun araçlarla yola çıkar (önceleri at ve at  arabası ile gidilirdi.). Töreleri bilen bir kiÅŸi bayraktar olarak seçilir. DüÄŸün  alayını kız evi bayrakla karşılar. Kız evince yönetilen bayrak sorusundan  sonra bayraktarlar bayrak deÄŸiÅŸirler. Erkek evi bayrak sorusuna doÄŸru  cevap veremezse bayraktar kız evine bahÅŸiÅŸ öder. Kız evi bayraktarının  sorduÄŸu sorulardan bazıları; 

    - Nerden gelip nereye gidiyorsunuz?

        -Hazırlardan geldik, hazırlara gidiyoruz.

    -Hazırlar kim, hazırlar kim?

        -Hazırlar sizsiniz, hazırları da ne siz bilirsiniz ne de biz.

Bundan sonra bayraktar sorulara geçer;

    -Bu bayrağın aÄŸacı neden yapıldı?

    -Kuraklı bir kaÄŸnıda kaç delik bulunur? gibi sorular sorar.

    Bundan sonra yengeler ve seÄŸmenler gelin hazırlanıncaya kadar kız  evince  uygun ÅŸekilde ağırlanırlar. Hazırlıklar bittikten sonra gelin almak  için  müsaide istenir. Gelini evinden varsa kardeÅŸi, yoksa bir yakını çıkarır.  Gelinin beline "kardeÅŸ kuÅŸağı" denilen kırmızı bir kuÅŸak baÄŸlanır.  Büyüklerin  eli öptürülür.Gelin çıkarken erkek yakınlarından sandık yolu,  kapı yolu gibi bahÅŸiÅŸler istenir.

    Gelin, gelin aracına bindirilir ve araçlar hareket ettikten sonra  arkasından   ya bir tas su veya bir testi yere çalınarak kırılır. Bunun anlamı   artık gelinin bu evde hiçbir ÅŸeye ümit baÄŸlamamasıdır.

    SeÄŸmenlerce gelin alınır, eve getirilmeden önce mezarlık ziyaret edilir.  Topluca dualar edilir. Gelin kapıya getirilip indirilmeden önce kayınbabası   ve kaynanasına geline ne verileceÄŸi sorulur. Onlarda gelin alayının  huzurunda varlıklarına göre tarla, ev, koyun, inek ... gibi hediyeler verirler.  Gelin indikten sonra kendisi için hazırlanan uygun bir yerde dinlendirilir. Bu  arada yengeler gelinin huzurunda türküler ve maniler söyleyerek halay  çekerler. Buna "gelin övme" denir. Gelin aÅŸağıdaki gibi övülür.

    Ocakta mazı

    Korlandır közü

    Kaynanan cazı gelinim

    Sen sefa geldin.

 

    Irafta kepek

    AÄŸzında kapak

    Görümcen köpek gelinim

    Sen sefa geldin.

   

    Ocakta maÅŸa

    Kaldır vur taÅŸa

    NiÅŸanlın paÅŸa gelinim

    Sen sefa geldin.

    Güveyi Başı (Güveyi Övme); "Özne" de denilen damada "saÄŸdıç"  denilen  bir evli bir bekar arkadaşı eÅŸlik eder. O gün yakın bir akrabanın  evinde "güveybaşı yemeÄŸi" verilir. Bu yemekte gencin arkadaÅŸları bulunur.  Aralarında eÄŸlenirler. Güveyin eÅŸyalarının çalınması, kendisinin saklanması   sonucu karşılığında saÄŸdıçlardan bahÅŸiÅŸ alınır. Burada kız evinden gelen  kına  güveyi, saÄŸdıçlar ve arkadaÅŸlarının eline yakılır. Kına yemiÅŸi yenilir. Kına yemiÅŸi olarak genelde; akide ÅŸekeri, kuru üzüm, leblebi ve fıstık ikram  edilir. Bu tarzda süren eÄŸlencelerden sonra güveye arkadaÅŸları tarafından  koro halinde;

    Sıra sıra söÄŸütler

    Birbirini öÄŸütler

   İzin versin yiÄŸitler

   Ben beyimi överim.    

        "Salli Ala Muhammed

          Peygambere Salavat"

    Sıra sıra sokular

    Birbirini kokular

    İzin versin fakılar.

    Ben beyimi överim.

        "Salli Ala Muhammed

         Peygambere Salavat"

ÅŸeklinde övülerek camiden sonra eve getirilir. Damadın zifaftan önce iki  rekat namaz kılması ve dini nikah yapmış olmasına itina gösterilir.

Yol Açaya Gitmek; Erkek tarafı gelin indikten bir hafta veya 10 gün sonra  gelini ve eÅŸini gelinin babası evine götürür. Buna "el öpme" veya "yol açaya   gitme" denir. Bu süreden önce kız evinden hiç kimse erkek evine gitmez.  Daha sonra kızın yakınları davet edilerek artık normal gidiÅŸ-geliÅŸler  baÅŸlamış   olur.

Gelinlik Tutma; Gelin evin büyüklerine, yakın akrabalardan münasip  olanlara bir süre iÅŸaret dışında konuÅŸmaz. Buna "gelinlik tutma" denir.  Gelinlik tutulan ÅŸahıs geline bir hediye vererek gelini konuÅŸturur.

    Tüm bu mutluluk dolu saflardan geçtikten sonra gelin ve damat yeni bir  üye olarak toplumsal hayata katılırlar.

 

    DOÄžUM

    Yörede çocuksuzluk pek hoÅŸ karşılanmaz. Bu nedenle çocuÄŸu olmayan  kimseler türbe, ocak gibi kutsal yerlerde kurban kesmek dua etmek (mum  yakıp bez baÄŸlayarak) Dilek tutma gibi batıl inançlarla çareler ararlar.  Bunların yanı sıra "ter yatırma" ve özel ilaçlar yaptırma gibi halk  hekimliÄŸine baÅŸvurulur.

    Çocuk doÄŸunca ilk önce yıkanır ve göbeÄŸi kesilir. GöbeÄŸi kesen kimseye  ebe denir. Annesine doÄŸum sonrasında bal,ÅŸeker,yaÄŸ ve su ile yapılan  "lohusa tatlısı" veya "yakı" denilen tatlı yedirilir. Lohusa kadın "albasan",  "karabasan", "kepize" denilen cin veya peri olduÄŸu sanılan varlıkların  zararından korumak için kırk gün boyunca bir yakını ile kalır. Yastığı   başında hamaili veya Kurân-ı Kerim; yastık altına da iÄŸne konur. Çocuk  kırk  gün boyunca her gün yıkanır. Kırkıncı gün sokağın çeÅŸitli yerlerinden  toplanan kırk çakıl taşının kaynatıldığı su ile son defa yıkanır. Bu olaya  "kırkını çıkarma" denir. Kırkı çıktıktan sonra çocuk ve anne temizlenmiÅŸ   sayılır. Kırkı çıkıncaya kadar anne ve çocuÄŸun yanına erkek veya hamile  kadının girmesi iyi sayılmaz.

    Ad Verme; ÇocuÄŸa göbek adı verildikten birkaç gün sonra yaÅŸlı, salih ve  iÅŸi bilen bir kiÅŸi tarafından çocuÄŸun esas ismi verilir. İsim verilmeden önce  isim verecek kiÅŸi abdest alır ve iki rekat namaz kılar,çocuÄŸun saÄŸ kulağına  ezan, sol kulağına kamet okur. Sonra da verilen adı üçer defa her iki  kulağına çağırır. Adlar  genelde dini anlam taşıyan bir isim, ölen  akrabaların  ismi veya büyüklerin birinin ismi konulur. Son yıllarda ise pazı   politikacıların, futbolcuların, sanatçıların,zaman zaman da din ve devlet  büyüklerinin adlarının verildiÄŸi sıkça görülmektedir.

    ÇocuÄŸun elbisesine yada onun beÅŸiÄŸine onu cin ve perilerden koruması için nazarlıklar ve muskalar takılmaktadır. Nazar deÄŸip deÄŸmediÄŸini anlamak için ise "kurÅŸun dökülür". Yörede ninni söyleme geleneÄŸi de yaygındır. Ninnilerden bir örnek ;

   Nenni derim uyudurum

   Hoppa derim kaldırırım

   Åžam kuÅŸaklar kuÅŸadır da

   Hak yoluna gönderirim.

      Uyu bebek nenni

      Büyü yavrum nenni

   Hak yolunda bir kuyu

   İçinde zemzem suyu

   EÄŸildim su içmeye

   Kanatlandım uçmaya

      Uyu bebek nenni

      Büyü yavrum nenni

     SÜNNET ETTİRME

   Erkek çocuklar 1-9 yaÅŸları arasında sünnet ettirilir. Sünnet törenleri bazen  hatim ve mevlit okutmak suretiyle bazı yerlerde de eÄŸlence (sünnet düÄŸünü)  tertip edilerek yapılır. Çocuklar genellikle sünnetten önce yöredeki kutsal  yerleri, tarihi ve tabi özellikleri olan yerleri at arabası,at,son yıllarda ise  taksi  konvoyu ile gezdirilir. Sünnet törenine davet edilenler çocuÄŸa çeÅŸitli  hediyeler verirler. Sünnet olmak erkekliÄŸe ilk adım olarak nitelendirilir.  Yörede sünnetsiz gezilmesi hoÅŸ görülmez.

    ASKERE UÄžURLAMA VE KARÅžILAMA

   Yörede askerlik çok kutsal bir görev olarak görülür. Bu görevi yapmak bir  mutluluktur. Askere gitmeyen "adam oldu" sayılmaz. Bu nedenle askere  gidecek genç, arkadaÅŸları, akrabaları ve ailesi tarafından ayrı bir ilgi ve  ikram görür. Askere gideceklerin hepsi komÅŸu ve akrabalarca davet edilir.  Gençler kendi aralarında eÄŸlenirler. Asker yola çıkacağı zaman büyüklerinin  hayır duası ile uÄŸurlanır. Asker adayına gideceÄŸi yerin Peygamber Ocağı,  yapacağı görevin çok kutsal olduÄŸu, savaÅŸta ölürse ÅŸehit, kalırsa gazi  olacağı   çeÅŸitli vesileler ve örneklerle telkin edilir. Eskiden çok yaygın olan  "vatana kurban etme" anlamında asker eline kına yakılması olayı artık  sıkça  görülmemektedir.

   Askerden dönüÅŸte komÅŸular hoÅŸgeldin ve göz aydına gelirler. Gelenler  askerden dönen kiÅŸiye "GeçmiÅŸ olsun" derler. Askerden dönen kimse çoÄŸu  zaman yakınlarına kına vb. hediyeler getirir.

    HACI UÄžURLAMA

   Hac ibadeti yöre insanının hasretle yerine getirmeyi arzu ettiÄŸi  ibadetlerdendir. Hacca gitme imkanı olan kimse hazırlık süresi içinde tüm  akraba ve komÅŸuları ile helalleÅŸir. Kul hakkı ile hacca gitmenin iyi olmadığı   inancı yaygındır. Ayrıca çevresindeki muhtaçlara yardım hacdan öncelikli  olarak görülür. Hacı adayı tüm bunlara özen gösterir. Hacıların yola  çıkacağı gün ve saatte onları uÄŸurlamak üzere toplanılır. Burada ilahiler  okunur. Kurân-ı Kerim tilavet edilir. Din bilginlerince konuÅŸmalar ve dualar  yapılır. Hacı uÄŸurlamaya gelenler hem hacı adaylarına haklarını helal  ettiklerini beyan ederler, hem sevgili peygamberimize ve İslam büyüklerine  selam yollarlar, hem de duaların ret edilmeyeceÄŸine inandıkları yer ve  zamanlarda kendilerinin de unutulmamasını dilerler. Hacı adayına çeÅŸitli yol  hediyesi ikram ederler.

    CENAZE

   DoÄŸum da ölüm de Allah'ın emri olarak görülür. Bu nedenle ölüm  metanetle karşılanır. Bir evde cenaze zuhur ederse kısa sürede bütün  akrabalara ve çevreye duyulur. Ölüm duyurmada en önemli yol camilerde   selâ okunduktan sonra yapılan duyurmadır. Yöre insanı cenazeye  katılmakta,  onu taşımakta, namazını kılmakta, kabre indikten sonra hemen  Kurân-ı Kerim'den bir aşır okuyarak ve okutarak taziyede bulunmakta çok  hassastır. Cenaze sahibi için bu ömür boyu unutulmayacak bir olaydır.  KomÅŸular üç gün süre ile cenaze evine yemek götürür veya gelen misafirleri  kendi evinde ağırlarlar. Sonradan duyanlar da en kısa zamanda gelerek  taziyede bulunurlar. Ölen kiÅŸinin çok sevilen biri veya genç olması acıyı   arttırır. Ölen için genelde 40 gün peÅŸ peÅŸe yasin okutulur. ÇoÄŸu zaman  öldüÄŸü gün hatim indirilir. Kırkıncı ve elli ikinci günlerde hatim veya mevlit  okutulur. "Can aşı" denilen yemek verilir. Ölüleri hayırla anmak,  arkasından  sürekli dua ve hayırda bulunmak geride kalanların en önemli  görevinden biri olduÄŸuna inanılır.

   Yörede taziye için daha çok önceki olaylardan örnekler verilir. Teselli edici  sözler söylenir. Taziye öncesi hoca bulundurulmasına ve onun ahiret hayatı,  kader inancı gibi konularda açıklamalarda bulunarak teselli etmesine özen  gösterilir. Taziye esnasında ;

   - Başınız saÄŸolsun

   -Allah rahmet eylesin

   -Allah sabırlar versin

   -Mekanı cennet olsun

   -Hüküm Allah'ın dır.

   -"İnna lillahi ve İnna ileyhi raciun" cümleleriyle söze baÅŸlanır ve bitirilir.

    HALK HEKİMLİĞİ

             Çok yakın zamana kadar ulaşım zorluÄŸu saÄŸlık kuruluÅŸlarının ve  doktorların sayıca az oluÅŸu halkı kendi derdinin dermanını aramaya  yöneltmiÅŸtir. Çevredeki imkanlardan faydalanılarak gerçekleÅŸtirilen tedavi  yöntemlerinden bazıları ÅŸunlardır.

              Ihlamur: Çay olarak içildiÄŸinde soÄŸuk algınlığına iyi gelir.

              DaÄŸ çayı: İçildiÄŸinde göÄŸsü yumuÅŸatır, nefes almayı kolaylaÅŸtırır.

             KuÅŸburnu: Basura ( Hemoroid ) mayasıra iyi gelir.Çay olarak  içildiÄŸinde vücudun direncini artırır. Nezleyi iyileÅŸtirir.

             Süzme yoÄŸurt Suyu: İçildiÄŸinde böbrek taÅŸlarını parçalayarak  sürülmesini kolaylaÅŸtırır. Safra kesesi rahatsızlığına faydalı olur.

               Pekmez: Nefes açar, vücuda güç ve direnç verir.

              Papatya ( yoÄŸurt çiçeÄŸi ) : Üst solunum yollarını, sindirim sistekini  yumuÅŸatır. Saçları yumuÅŸatır ve parlatır.

               Isırgan otu: Romatizma ve kalp hastalıklarına iyi gelir.

             Zift yapma ( cibar yapma ) : Bel, kol ve benzeri adale incinmesinde  baÅŸvurulur. Zift ezilmiÅŸ kuru üzüm, balmumu ve zeytinyağı gibi maddelerin  birleÅŸtirilmesinden yapılır. Isıtarak incinen ve aÄŸrıyan bölgeye sarılır.

             Bel, Kol, Bacak çekme: Sınıkçı denilen kimselerin bel, kol, bacak,  parmak, boyun gibi eklemlerde meydana gelen sapmaların yerine getirilmesi  için yaptığı tedavi ÅŸeklidir. Sapma veya çıkma görülen bölge önce sabunla  iyice ovuÅŸturulur. Aniden çekilerek eski yerine getirilir.

             Kopya kalem boyası: Ekzama, termeÄŸi bölgesine tükürülerek sabit  kalem boyası çıkıncaya kadar sürülür. Boya bu tür rahatsızlıkları iyileÅŸtirir,

             Bıçak atma:  İltihaplı yerdeki pis kanı ve iltihabı gidermek için jilet  bıçağı yada ustura ile eli uz olanlarca yapılır.

             Sarımsak: Tansiyon düÅŸürmek için ve itdirseÄŸi denilen gözde çıkan   arpacığı gidermek için kullanılır.

             Kına: Saç dökülmesini önlemek için, kepek ve mantar tedavisinde  kullanılır.

             Anne sütü: Kulak sancısında kulaÄŸa damlatılır.

             Patates ve turp: AteÅŸli baÅŸ aÄŸrısında dilinerek bir tülbentle alından  itibaren baÅŸa sarılır.

             ÅžiÅŸe vurma: Daha çok sırt aÄŸrısında alevde ısıtılan ÅŸiÅŸe sırta  vurularak aÄŸrının giderilmesi saÄŸlanır.

             Kulunç kırma: Sırt aÄŸrısında bir nevi kabaran ve atlayan damarlar  yumuÅŸatılarak yerine getirilir. Bu iÅŸlem yapılırken ses çıkmasından dolayı   kulunç kırma denir.

             Kırık sarma: Kırıklar için una yumurta sarısı, balmumu vb.  karıştırılarak lap haline getirilir. Bir bez ile yaraya sarılır. Daha sonra keçe,  yün ve kaneviçe gibi ÅŸeylerle kaplanarak hazırlanmış özel aÄŸaçlarla kırık  sarılır.   

             İltihap giderme: İltihaplı bölgeye közde piÅŸirilmiÅŸ soÄŸan veya lokum  sarılır.

             Buz: Apandis yerine buz, kar veya soÄŸuk taÅŸ konulur.

             Kiremit, tuÄŸla: Özellikle karın bölgesindeki sancılara ve mide  aÄŸrımasına karşı aÄŸrıyan bölgeye sıcak tuÄŸla veya kiremit konulur.

             Tütsü koklatma: Sinirsel rahatsızlıktan dolayı bayılan kimseye  yakılan kağıt yada bezin tütünü koklatılarak ayılması saÄŸlanır.

             BuÄŸu tutma ( tere yatırma ) : Bulantısı olan, ÅŸiddetli başı aÄŸrıyan,  boÄŸazı tıkanan, adaleleri sertleÅŸen kimseler sıcak acılı ÅŸeyler yedirilerek  yatırılır. Üstü kalınca örtülerek terlemesi saÄŸlanır. Veya geniÅŸçe bir kaba  konmuÅŸ buharı yükselen kaynar suya hastanın eÄŸilmesi saÄŸlanır. Buharın  dağıtılması için hasta üzerine yorgan veya battaniye gibi örtüler atılarak  hastanın tedavisi saÄŸlanır.

             Konursu basma: Yakılan bez veya kağıt parçasının dağılmamış   külüne konursu denir. Kanamayı durdurmak için kanayan yere bu kül  basılır.  

             Göbek çekme: GöbeÄŸi düÅŸen kiÅŸinin göbeÄŸi, bu iÅŸi bilen biri  tarafından uygun bir ÅŸekilde masaj yapılarak yerine getirilir.

             KurbaÄŸacık kesme: Fiziki olarak geliÅŸemeyen çocukların boÄŸazında  bulunan ve kurbaÄŸacık denilen küçük et parçasının kesilerek tedavisidir.

             Avsın ( efsun): Ruhsal sıkıntısı olan birçok kimseye, nazar deÄŸdiÄŸine  inanılan çocuklara Salih ve Saliha kiÅŸilerce felak, nas, ihlas, ayet el kürsü,  ve  diÄŸer ÅŸifa ayet ve dualarının belli bir kurala göre okunarak, hastaya  üflenmesidir.

             OcaÄŸa gitme: Elinden ÅŸifa umulan daha önce bu yönde çok sayıda  tedavisi bilinen kimselere veya, silsile yoluyla onu takip edenlere ve bunların  hastaları kabul ettikleri yere ocak denir. Hasta buraya gelir, burada Allah  rızası için dua eder, adak adar, namaz kılar ve ocaktan kendisine yapılacak  tavsiyeleri dinler, verilecek eÅŸyayı itina ile saklamak üzere alır. Bu safhadan  sonra rahatsızlığının gideceÄŸi ümidini muhafaza eder. Ocaklara daha çok   çalgın denilen felçliler ve ruhsal rahatsızlığı bulunanlar giderler.

             BoÄŸaz aÄŸrısı: BoÄŸaz aÄŸrılarında yılan pancarı veya gavur pancarı    denilen bitki haÅŸlanarak boÄŸaza sarılır.

             Göz kamaÅŸması: Göz önüne kömür veya siyah toz konularak  önlenir.  

 

    SOSYAL VE KÜLTÜREL ETKİNLİKLER 

             Göçler: Tomarza'da göç denilince akla mevsimlik yayla göçleri   gelir.  Yaylalarımız Erciyes eteklerinde, Sümengen'de, Saraycık'ta ve Toros    uzantılarında yer almaktadır.

 "Bizim yaylalar otludur

Sütü kaymağı tatlolur

Kız gelinden kıymatlolur

Kızlar gelsin yaylamıza."

              Yaylaya ortak karar alarak birlikte çıkılır. Her evden yetecek kadar  eÅŸya alınır. Buradaki iÅŸi yürütecek kiÅŸiler yaylaya giderler.

             Yaylaya toplu gidiÅŸler bir düÄŸün alayını andırır. Koyun kuzu  melemeleri, at kiÅŸnemeleri, genç kız ve gelinlerin terennüm ettiÄŸi ağıt ve  türküleri, al yeÅŸil kıyafetleri, kaval sesleri kış yorgunluÄŸunu alır götürür.

             Yaylalarda moloz taÅŸtan iki katlı yığma evler, bir avlu bulunur. Yada  özel hazırlanmış kıl çadırlar kurulur.

             Yörede bulunmayan develerini katarlayarak, kendilerine özgü   kıyafetleriyle yörükler kiraladıkları yaylalara baharla birlikte akarlar. Åžairin  dörtlükte dediÄŸi gibi... 

" Katarlamış develeri gidiyor

Türkmen kızı bir ormanın içinde

Siyah saçı yıldır yıldır ediyor

Türkmen kızı bir ormanın içinde " 

             Yaylaya göçün ve iniÅŸin kendine özgü kuralları vardır. Herkes bu  kurallara uyar. Yayladan soÄŸukların baÅŸlaması, Hasat nedeniyle otlakların  geniÅŸlemesinden sonra güz ayları gelirken inilir.

             Motorlu taşıtların çoÄŸalması, yol ağının yaylalara kadar uzanması   bu  zevkli yaÅŸantıyı sınırlamaktadır. Tüm bunlara raÄŸmen kuzunun koyuna  karıştığı gibi toprak ananın koynunda dinlenmek yöre halkının en çok mutlu  olduÄŸu husustur.

             Nihayet yaylaya gidiÅŸ bir ÅŸenliktir. Öze gidiÅŸ hasret gideriÅŸ benliÄŸe  dönüÅŸtür. Yayladan iniÅŸ ise bir hüzündür.

              Åženlikler, Festivaller : 

             a) DadaloÄŸlu Åženlikleri : İlçemiz Özlüce kasabasında ünlü ozan  DadaloÄŸlu adına her yıl eylül ayının ikinci haftasında kültür ve sanat  ÅŸenlikleri düzenlenmektedir. Bu ÅŸenliklere, devlet adamları, politikacılar,  sanatçılar, halk ozanları ve ülkenin her tarafından gelen coÅŸkulu bir halk  topluluÄŸu katılmaktadır.

             Åženlikler kapsamında at yarışı ve cirit oyunu, yöresel el sanatları   sergisi, aşık atışmaları, Türk halk müziÄŸi konseri,  Panel, sempozyum ve  konferanslar tertip edilir. Ayrıca çeÅŸitli sosyal, kültürel ve sportif yarışmalar  yapılır ve ödüller dağıtılır.  

             b) İncili ÇavuÅŸ Åženlikleri : İncili ÇavuÅŸ da ilçemize baÄŸlı İncili  köyünde 1993 yılından beri her yıl Ekim ayının birinci haftasında düzenlenen  kültür ve sanat ÅŸenlikleriyle anılmaktadır. Bu ÅŸenliklerde devlet adamları ve  politikacılar bilim ve sanat adamları ile halk ozanları katılmaktadır.  Åženliklere çevre halkı büyük ilgi göstermektedir.

             Bu programda İncili ÇavuÅŸun hayatı, yaÅŸadığı dönemin özellikleri,  mizahın Türk kültüründeki yeri gibi konular iÅŸlenir. Ayrıca yöredeki tarihi  eÅŸyalar, tarihi el sanatlarının seçkin örnekleri sergilenir.

             Bu ÅŸenlikler ilçemizde kültürel hayatın canlanıp zenginleÅŸmesine ve  ilçenin ülke çapında tanınmasına önemli katkılarda bulunmaktadır. Aynı   zamanda devlet_millet kaynaÅŸmasına vesile olmaktadır. Halkın duygu  düÅŸünce istek ve arzuları bu ÅŸenlikler yoluyla dile getirilmektedir.

             Bunların dışında halk eÄŸitimi merkezince düzenlenen yıl sonu sergi  açılışları, okullarca düzenlenen müsamere, yarışma ve gösteriler diÄŸer sosyal  ve kültürel etkinlikler olarak sayılabilir.

     MESİRE YERLERİ

              İlçenin hemen yakınındaki Elmalı Barajı, 9 km. güneydeki   Sümengen Dağı, DoÄŸuda bulunan Saraycık Yaylası, Kızılören Köyü   yakınlarındaki Çerkez ÇeÅŸmesi, Melikviran'dan İmamkullu köyüne kadar   zamantı ırmağı boyu, özellikle Şıhbarak regülatörü ve " GöldeÄŸirmeni "  Özlüce yakınlarındaki Göz ile DadaloÄŸlu parkı, Erciyes eteklerindeki yayla   ve Pınarbaşı, Toros eteklerindeki yayla v subaÅŸları rahat ulaşımla piknik  yapılabilecek önemli mesire yerleridir.  

    SPOR

              İlçede uzun kış mevsimi insanımızın boÅŸ kalmasına neden  olmaktadır. Gençlerin bu boÅŸ zamanları deÄŸerlendirme arzusuyla spora  yöneldiÄŸi görülmektedir. Ancak spor dallarından en fazla futbol  benimsenmektedir.

             İlçede bir adet semt sahası ve bir de kapalı spor salonu  bulunmamaktadır. Semt sahasında her yıl " kaymakamlık kupası " adı   altında köyler arası futbol turnuvaları düzenlenmektedir. Bu turnuvalara  katılım çok yüksek olup, aylarca coÅŸkulu karşılaÅŸmalar  gerçekleÅŸtirilmektedir.

             Tomarza Belediye Spor: Tomarza spor adıyla kurulmuÅŸ olup, uzun  yıllar futbol dalında ilçeyi temsil etmiÅŸ ÅŸampiyonluklar, ikincilikler ve  üçüncülükler gibi dereceler almıştır. Bu kulübün baÅŸarılı çalışmaları ilçede  futbol karşılaÅŸmalarının yapılabileceÄŸi tesislerin kurulmasını saÄŸlamıştır.  Halen "Tomarza Belediye Spor" olarak ateÅŸli taraftarlarıyla futbol  karşılaÅŸmalarını sürdürmektedir.

                Futboldan baÅŸka, karakucak, voleybol, masa tenisi, kros gibi  dallarda spor ve yarışmalar da yapılmaktadır

    ÇOCUK OYUNLARI

              Çocuk oyunları teknolojideki geliÅŸme, fiziki çevre ve çocukların yaÅŸları ile cinsiyetlerine göre farklılık gösterir. Tabiatla haşır-neÅŸir, homojen ve geniÅŸ sokaklarda, sessiz ve ıssız köylerde yaÅŸayan çocuklarımızın oynadığı oyunları ÅŸöylece sıralayabiliriz.

                 Saklambaç : Bu oyun en az üç kiÅŸi ile oynanır. KiÅŸi sayısı arttıkça oyun daha da zevkli hale gelir. Oyun ÅŸu ÅŸekilde oynanır :

                Sayıştırma yapılarak bir kiÅŸi ebe olarak seçilir, DiÄŸerleri ise kendilerine uygun gördükleri yerlere saklanırlar. Ebe tespit edilen sayıya kadar sayar ve "oldu mu?" diye sorar. Oyunculardan ses çıkmıyorsa oyun baÅŸlamıştır. Ebe saklananları aramaya baÅŸlar, gördüklerini kale denen yere varıp yere varıp gördüÄŸü  adını söyleyerek "söbe" diye bağırır. En erken söbelenen ikinci oyunda ebe olur. Oyunda ebe herkesi söbeleyip bir kiÅŸiyi bulamazsa "çay içtim" diyerek o kiÅŸiyi ebe olmaktan kurtarır. Bu oyunda ebe bir kiÅŸiyi görüp baÅŸkasının adını söyleyerek söbelerse veya oyunculardan biri ebeden önce söbelerse tüm oyuncular "çanak çömlek patladı" diye çağırılır. Ebe tekrar ebe olur.

                    Aygördüm : Bu oyun en az altı kiÅŸi ile oynanır. Oyuncular iki gruba ayrılır. Grubun biri yuvarlak bir halka içinde gözlerini kapatır. DiÄŸer grup oyunları ise saklanır. Daha sonra gözlerini kapatan grup saklanan grubu aramaya baÅŸlar. Gruptan bir veya bir kaçını görünce "aygördüm" diyerek çemberin içine girerler. EÄŸer saklanan grup, diÄŸer gruptan birini veya birkaçını dairenin dışında yakalarsa dayak atar. Oyun bu ÅŸekilde devam eder.

                    Topuz, Kılıç Oyunu : Bu oyun en az beÅŸ kiÅŸi ile oynanır. Oyuncular iki gruba ayrılır. Yatan gruptan bir kiÅŸi yastık olur diÄŸerleri sırayla ilk kiÅŸinin başı yastığa gelecek ÅŸekilde eÄŸilir. Karşı grubun oyuncuları sırayla eÄŸilen grubun sırtına atlar. En öndeki elini topuz (yumruk) veya kılıç (iÅŸaret parmağını kaldırarak) yaparak "topuz mu?,kılıç mı?" diye sırtına bindiÄŸi kiÅŸiye sorar. Soru bilinirse oyuncular yer deÄŸiÅŸtirir. Bilinmez ise bilene kadar oyun böyle devam eder.

                        Dalye : Oyunda en az dört kiÅŸi olur ve iki gruba ayrılır. Oyun için 10 tane düzgün taÅŸ ve bir tane top gereklidir. TaÅŸlar üst üste konur ve etrafına küçük bir daire çizilir. Birinci gurubun oyuncuları sırayla topu atarak taÅŸları yıkmaya çalışırlar. Yıktıkları zaman kaçarlar. DiÄŸer grup ise onları top ile kovalamaya baÅŸlar. Kovalayan grup kaçan gruptan bir kiÅŸiye top ile vurursa, vurulan kiÅŸi oyun dışında kalır. Kaçan grup kovalayan grubun oyuncularına yakalanmadan yıktıkları taÅŸları üst üste eksiksiz koyarsa oyun biter.

                        Top Saklambacı : BeÅŸ altı kiÅŸi bir araya gelip sayılaÅŸtırma yaparak bir ebe seçerler Bir daire çizilerek top içine konur. Oynayanlarda biri topa vurup dairenin içinden çıkarırsa ebe geri koÅŸarak topu yakaladığı yerden gözü kapalı olarak daireye getirir. DiÄŸerleri ise saklanır. Ebe saklananları aramaya baÅŸlar. Ebe gördüÄŸü kiÅŸiden önce gelirse onu söbeler. Saklanan ebeden önce gelirse topa hızlı bir ÅŸekilde vurarak daireden uzaklaÅŸtırır. Oyun bu ÅŸekilde devam eder.

            Bunların dışında daha önce oynanıp, unutulmaya yüz tutan çocuk oyunları arasında; yaÄŸlı yavan, tura, lüÄŸ topu, çelik, sülempe, cızzangaç, çöte, baccı (batıcı) holkara, habbak, daddüÅŸ sayılabilir. 



Bu site Lifos iKobi pratik web sayfası sihirbazı kullanmaktadır.

Lifos Yazılım